|
03 - FÂTIMATÜZ ZEHRÂ
(Radıyallahü Anhâ)
FÂTIMA
MÜBÂREKTİR
Resûl’ün emri
ile, yapıldı her hazırlık.
Evin eşyâları
da, tamâmlanmıştı artık.
Emretti
Resûlullah hem hazret-i Alî'ye:
(Biraz yağ,
biraz hurma satın alıp gel!)
diye.
Beş dirhem
ile “Hurma”, dört dirhem’le “Yağ” aldı.
Resûl-ü
müctebânın huzûrlarına vardı.
Aliyyül
mürtezâ’ya sonra Fahr-i kâinât:
Buyurdu: (Sofra
getir, deriden olsun fakat.)
O deriden
sofrada, hurma, yağ ve yoğurdu,
Mübârek
elleriyle, karıştırıp yuğurdu.
Bir çeşit
yemek yapıp, buyurdu ki o zaman:
(Yâ Alî,
var dışardan getir kimi bulursan.)
“Yediyüz”
kişi idi gelenlerin cümlesi.
O azıcık
yemekten yedi ve doydu hepsi.
Bu velîme
yemeği yendikten sonra ise,
Buyurdu ki: (Yâ
Alî, siz gidin evinize!)
Hazret-i Alî
der ki: (Üç gün geçti aradan.
O Server,
hânemize teşrîf etti tekrardan.
Bana
buyurdular ki: (Yâ Alî, su getir az!)
“Peki” deyip,
hemence getirip eyledim arz.
(Biraz iç,
biraz kalsın!) diye emreylediler.
Ben içtim,
kalan suyu üzerime serptiler.
Tekrar (Su
getir!) diye, emretti bana yine.
Onu dahî
getirip, verdim kendilerine.
Bana yaptığı
gibi, ona da yaptı aynen.
Sonra da,
dışarıya gönderdi beni hemen.)
O zaman
Resûlullah çağırdı “Fâtıma”yı.
Ondan suâl
eyledi “Aliyyül mürtezâ”yı.
Fâtıma arz
etti ki: (İyi hâlleri çoktur.
Bütün üstün
sıfatlar kendisinde mevcuttur.)
Ve ilâve etti
ki: (Babacığım ve lâkin,
Bâzıları
diyor ki, çok fakîrdir helâlin.)
Buyurdu ki:
(Ey kızım, inanma buna amân.
Aslâ fakîr
değildir senin erin ve baban.
Erkeklerden,
ilk önce îmân eden erindir.
Eshâbımın
içinde, ilimde en derindir.
Rabbimiz, ehl-i
beytten seçti iki kimseyi.
Bunlardan
biri baban, helâlindir diğeri.
Ey kızım,
sakın ola isyân etme erine.
Ve aslâ
muhâlefet eyleme bir emrine.)
Çağırdı daha
sonra “Aliyyül mürtezâ”yı.
Ve ona
ısmarladı “Fâtımatüz zehrâ”yı.
Buyurdu ki: (Fâtıma
mübârektir yâ Alî!
Allah'ın
rızâsına muvâfıktır her hâli.
Hem benden
bir parçadır, onu incitmiyesin.
Yoksa ben
incinirim, bunu böyle bilesin.)
“Hazret-i
Alî” dahî üzmedi “Fâtıma”yı.
O da, hiç
incitmedi Aliyyül mürtezâ’yı.
|