ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - FÂTIMATÜZ ZEHRÂ (Radıyallahü Anhâ)

FÂTIMA MÜBÂREKTİR

 

Resûl’ün emri ile, yapıldı her hazırlık.

Evin eşyâları da, tamâmlanmıştı artık.

 

Emretti Resûlullah hem hazret-i Alî'ye:

(Biraz yağ, biraz hurma satın alıp gel!) diye.

 

Beş dirhem ile “Hurma”, dört dirhem’le “Yağ” aldı.

Resûl-ü müctebânın huzûrlarına vardı.

 

Aliyyül mürtezâ’ya sonra Fahr-i kâinât:

Buyurdu: (Sofra getir, deriden olsun fakat.)

 

O deriden sofrada, hurma, yağ ve yoğurdu,

Mübârek elleriyle, karıştırıp yuğurdu.

 

Bir çeşit yemek yapıp, buyurdu ki o zaman:

(Yâ Alî, var dışardan getir kimi bulursan.)

 

Yediyüz” kişi idi gelenlerin cümlesi.

O azıcık yemekten yedi ve doydu hepsi.

 

Bu velîme yemeği yendikten sonra ise,

Buyurdu ki: (Yâ Alî, siz gidin evinize!)

 

Hazret-i Alî der ki: (Üç gün geçti aradan.

O Server, hânemize teşrîf etti tekrardan.

 

Bana buyurdular ki: (Yâ Alî, su getir az!)

“Peki” deyip, hemence getirip eyledim arz.

 

(Biraz iç, biraz kalsın!) diye emreylediler.

Ben içtim, kalan suyu üzerime serptiler.

 

Tekrar (Su getir!) diye, emretti bana yine.

Onu dahî getirip, verdim kendilerine.

 

Bana yaptığı gibi, ona da yaptı aynen.

Sonra da, dışarıya gönderdi beni hemen.)

 

O zaman Resûlullah çağırdı “Fâtıma”yı.

Ondan suâl eyledi “Aliyyül mürtezâ”yı.

 

Fâtıma arz etti ki: (İyi hâlleri çoktur.

Bütün üstün sıfatlar kendisinde mevcuttur.)

 

Ve ilâve etti ki: (Babacığım ve lâkin,

Bâzıları diyor ki, çok fakîrdir helâlin.)

 

Buyurdu ki: (Ey kızım, inanma buna amân.

Aslâ fakîr değildir senin erin ve baban.

 

Erkeklerden, ilk önce îmân eden erindir.

Eshâbımın içinde, ilimde en derindir.

 

Rabbimiz, ehl-i beytten seçti iki kimseyi.

Bunlardan biri baban, helâlindir diğeri.

 

Ey kızım, sakın ola isyân etme erine.

Ve aslâ muhâlefet eyleme bir emrine.)

 

Çağırdı daha sonra “Aliyyül mürtezâ”yı.

Ve ona ısmarladı “Fâtımatüz zehrâ”yı.

 

Buyurdu ki: (Fâtıma mübârektir yâ Alî!

Allah'ın rızâsına muvâfıktır her hâli.

 

Hem benden bir parçadır, onu incitmiyesin.

Yoksa ben incinirim, bunu böyle bilesin.)

 

Hazret-i Alî” dahî üzmedi “Fâtıma”yı.

O da, hiç incitmedi Aliyyül mürtezâ’yı.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan