|
03 - FÂTIMATÜZ ZEHRÂ
(Radıyallahü Anhâ)
BENİM
ARZUM BU DEĞİL
"Hazret-i
Fâtıma"yı, ona, Fahr-i kâinât,
Dörtyüz
akçe mehr ile teklîf eyledi, fakat,
Fâtıma
hazretleri, başladı ağlamaya.
Dedi: (Râzı
değilim bu mehirle nikâha.)
Hak teâlâ
katından Cibrîl gelip dedi ki:
(Ey Allah'ın
Habîbi, Rabbimiz emretti ki:
Râzı olmadı
ise Fâtıma bu mehrine,
Arttırıp, “Dörtbin
akçe” teklîf edin kendine.)
Gelip teklîf
ettiler kendisine bu mehri.
Yine kabûl
etmedi Fâtıma hazretleri.
Geldi Cibrîl
dedi ki: (Emrediyor Rabbimiz.
Yine râzı
değilse, “Dörtbin altın” veriniz.)
Gelip dörtbin
altını teklîf ettiler, fakat,
O, bu
altınlara da etmedi hiç iltifât.
Dedi ki: (Mehir
için, benim arzum bu değil.)
O anda
gökyüzünden geldi yine Cebrâil.
Dedi: (Yâ
Resûlallah, emretti Hak teâlâ.
Bizzât gidip
sorunuz, ne istiyor pekâlâ?)
Vardı hemen
yanına, temiz kerîmesinin.
Buyurdu ki:
(Ey kızım, nedir ki arzun senin?)
Dedi ki:
(Babacığım, kızların mehirleri,
“Altın”
ile “Gümüş”ten olmaktadır ekserî.
Ben, Allah
Resûlü'nün mâdem kerîmesiyim.
Benim mehrim,
onlardan “Farklı”
olsun isterim.)
Fahr-i
âlem sordu ki: (Ey kızım, öyle ise,
Nasıl mehir
istersin, murâdın söyle bize.)
Dedi ki:
(Babacığım, kıyâmet gününde sen,
Kaç günâhkâr
mü'mine şefâat edeceksen,
Ben de,
hanımlarına şefâat eyliyeyim.
Benim mehrim
bu olsun, dünyâlığı nideyim?)
Daha sonra
Fâtıma, arz etti: (Babacığım!
Bir isteğim
daha var onu da ister canım.
Sizin, mahşer
gününde şefâat eylemeniz,
Âyet-i
kerîmeyle sâbittir hiç şüphesiz.
Lâkin benim,
mahşerde, etmem için şefâat,
Yoktur şimdi
elimde bir vesîka, bir berât.)
Cebrâil bunu
dahî, arz ederek Allah'a,
Bir "Cennet
ipeği"yle geldi Resûlullah'a.
Arasında bir
"beyaz kağıt" vardı Cennetten.
Üzerinde, şu
yazı yazılmıştı kudretten:
(Fâtımatüz
zehrânın isteği üzerine,
Bu yazılı
vesîka verildi kendisine.
Mahşer günü,
günâhkâr hanımlara şefâat,
Edeceğine
dâir, verilmiştir bu berât.)
Resûlullah,
alarak bu berâtı eline,
Getirip
teslîm etti temiz kerîmesine.
Nihâyet
berâtı da alınca pederinden,
Buyurdu: (Bu
nikâha râzı oldum şimdi ben.)
|