|
02 - HATÎCETÜL KÜBRÂ
(Radıyallahü Anhâ)
YETER Kİ
SİZ EMREDİN
Hatîce
vâlidemiz, "radıyallahü anhâ",
Yok idi
hâtunlardan akıllı ondan daha.
Hem de çok “Güzel”
idi onun hüsnü cemâli.
Asîl ve temiz
olup, üstün idi her hâli.
Malı dahî çok
olup, “Zengin”di o zamanlar.
Çok idi bu
sebepten ona tâlip olanlar.
Lâkin o,
hiçbirine etmedi muvâfakat.
Duymadı
hiçbirine bir ilgi ve iltifât.
Çünkü rüyâ
görmüştü bu husûsta o önce.
Onun
tecellîsini bekliyordu gün gece.
“Varaka
bin Nevfel” de müjdelemişti Onu.
Merakla
bekliyordu bunun tahakkukunu.
Bunu, “Nefîse
hâtun” sezip girdi araya.
Geldi bu
sebep ile Resûl-i kibriyâya.
Dedi ki: (Zâtınızı,
tezevvücden men eden,
Bir mâni
varsa eğer, söyleyin bana lütfen.)
Buyurdu:
(Maddî yönden, elimiz dar bu ara.
Yâni yok
elimizde yeterli mal ve para.)
Nefîse hâtun
ise, dedi ki: (Yâ Muhammed!
Mal ve cemâl
sâhibi bir hâtun ile şâyet,
Evlenmek
isterseniz, ben hazırım hizmete.
Yeter ki siz
emredin, bu iş olur elbette.)
Buyurdu ki:
(Bu işe kim vesîle olacak?)
Dedi ki. (Ben
yaparım, bu işi etme merak.)
Ayrılıp,
buldu hemen “hazret-i Hatîce”yi.
Gidip kendi
evinde, verdi ona müjdeyi.
“Varaka”yı
çağırıp Hatîce Hâtun ise,
Olanları
anlatıp, dedi: (Böyle hâdise.)
Ayrıca
Resûlullah Efendimize dahî,
Adam salıp,
evine çağırdı bizâtihî.
Gidip, arz
ettiler ki huzûr-u seâdette:
(Bize
teşrîf ediniz, falan gün ve sâatte.)
Bu dâvet
karşısında, amcası “Ebû Tâlip”,
Ve sâir
akrabâsı, oldular çok muzdarip.
Zîrâ
Resûlullah'ın, dâvete gitmek için,
Yok idi
elbisesi, iç yüzü buydu işin.
Satın almaya
dahî, yok idi paraları.
Çâresizlik
içinde düşünürken bunları,
Yetişti Hızır
gibi “hazret-i Ebû Bekir”.
Dedi: (Üzülmenize
acabâ sebep nedir?)
O Server, Ebû
Bekr'e anlatınca durumu,
Dedi ki: (Sizi
üzen hâdise bir tek bu mu?
Bu iş gâyet
kolaydır, üzülmeyin kat'iyyen.
Yeter ki siz
emredin, hâllederim bunu ben.)
Bu sözlerden,
o Server ferahladı bu kere.
Pek çok duâ
eyledi hazret-i Ebû Bekr'e
Dedi ki: (Sen
râzı ol yâ Râb Ebû Bekir'den.
Zîrâ
esirgemedi yardımını hiç benden.)
|