|
02 - HATÎCETÜL KÜBRÂ
(Radıyallahü Anhâ)
MİSK
KOKUSU GİZLENMEZ
Sevgili
Peygamberin yümn-ü bereketiyle,
Kârlı bir
alış veriş yapıldı böylelikle.
Öyle büyük
kazançla dönüldü ki seferden,
Bundan daha
fazlası olmamıştı evvelden.
Kervan,
“Merazzahrân”a geldiğinde, Meysere,
"Müjde"
götürmesini arz etti o Server’e.
Onun bu
teklîfini, O, kabûl buyurarak,
Sür’atle
ilerledi kervandan ayrılarak.
Hak teâlâ, üç
günlük uzak mesâfeleri,
Kısaltıp, “Bir
sâat”te götürdü o Server’i.
Kervanın
dönme vakti yaklaşınca Mekke'ye,
Bir heyecân
gelmişti “hazret-i Hatîce”ye.
Hizmetçileri
ile, sarayın üzerinden,
Kervanın
gelmesini beklerdi her gün hemen.
Ansızın bir
“Develi” gördü ufuk yerinde.
Bir de "Bulut"
gelirdi başının üzerinde.
Birer kuş
sûretinde ayrıca "İki melek",
Gölge
yapıyorlardı Ona kanat gererek.
Ve mübârek
alnında bulunan "Nûr-u Nebî",
Gelirken,
uzaklardan parlıyordu “Ay” gibi.
Çok sevindi “Hatîce”
Onu gördüğü zaman.
Lâkin bu
sevincini, saklıyordu onlardan.
Hizmetçiler
dedi ki: (Bu gelen, Muhammed'dir.)
Dedi: (Zannetmiyorum,
zîrâ tek gelmektedir.)
Dediler: (Ey
Hatîce, gizlenemez muhabbet.
Siz de
bilirsiniz ki, bu gelen Odur elbet.
Yüzünüzün
sevinci, bunu izhâr ediyor.
Gözlerinizin
içi, "Bu gelen, Odur" diyor.
Sen ise,
sevincini saklıyorsun bizlerden.
Ve lâkin “Misk
kokusu” gizlenemez ne etsen.)
Geldi sonra o
Server Hatîcenin evine.
Ve “Müjde
mektûbu”nu iletti kendisine.
“Hatîce
Hâtun” hemen okudu o müjdeyi.
Ve Ona
bağışladı o zînetli deveyi.
Cevâbî
mektûbunu yazarak verdi Ona.
O Server geri
dönüp, vâsıl oldu kervana.
Bir nice
günden sonra, asıl kervan velhâsıl,
Nihâyet
selâmetle Mekke'ye oldu vâsıl.
Meysere, o
Server’in üstün hasletlerini,
Kuşların,
kendisine gölge ettiklerini,
Hazret-i
Hatîce'ye anlattı hem de içten.
O ise
dinledikçe, ağlıyordu sevinçten.
Hâlini
gizliyerek, dedi ki Meysere'ye:
(Anlatma
bu şeyleri benden gayri kimseye.)
Gâyesi şu idi
ki: "Şâyi olursa eğer,
Duyanlar,
kızlarını Ona vermek isterler."
Hâlbuki bu "şeref"e,
o ermek istiyordu.
Hakîkaten bu
devlet, Ona müyesser oldu.
|