ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HATÎCETÜL KÜBRÂ (Radıyallahü Anhâ)

GİR ONUN HİZMETİNE

 

Hazret-i Hatîce”nin, Şam'a gidecek olan,

Ticâret kervanı da hazırlanmıştı o an.

 

"Meysere" adındaki kölesini, o bizzât,

Çağırıp, kendisine verdi şöyle tâlîmât:

 

(Kervan, Mekke içinde başlayınca sefere,

Devenin yularını, teslîm et o Server’e.

 

Lâkin tam ayrılınca kervan Mekke şehrinden,

Al devenin ipini, Muhammed’in elinden.

 

Kendini, o Server'in hizmetkârı bil o an.

Ve sakın bir iş yapma, Ondan izin almadan.

 

Onu, her tehlikeden koruyabilmek için,

Canını esirgeme, budur senin ilk işin.

 

Fazla oyalanmadan dönün tam zamanında.

Ki, mahcup olmıyalım benî Hâşim katında.

 

Eğer dediklerimi aynen îfâ edersen,

Seni âzâd eder ve veririm ne istersen.)

 

Târihî büyük kervan, hazırlandı nihâyet.

Sefere çıkmak için edecekti hareket.

 

O ara Mekke halkı, büyük kalabalıklar,

Hâlinde kadın erkek, hem de genç ve ihtiyar,

 

Kimi seyir, kimi de yolcu etmek üzere,

Akın akın gelerek, toplanmıştı o yere.

 

Resûlullah”ın dahî bütün akrabâları,

Yâni benî Hâşim'in mûteber sîmâları,

 

Onu uğurlamaya gelmişlerdi o yere.

Lâkin Onu görünce, boğuldular kedere.

 

O an “Ebû Tâlib”in ihtiyarı, elinden,

Giderek, gözyaşları boşandı gözlerinden.

 

Hazret-i Âtike” de gördü ki o Server’i,

Giyinmiş üzerine hizmet elbiseleri.

 

Devenin ipini de, almış nûrlu eline.

Bekliyor, gitmek için yâd gurbet ellerine.

 

O anda, dizlerinin bağı çözülüverdi.

Gözyaşları içinde ağlayıp feryâd etti.

 

Ve (Ey Abdülmuttalip, ey Abdullah, uyanın!

Kalkın da, şu Server’in hâline bir an bakın!)

 

Bunu işitenlerin hepsi de ağlaştılar.

Gökteki melekler de, bu hâle çok şaştılar.

 

Yeryüzünde ağlıyan halk gibi, onlar dahî,

Ağlayıp, şöyle niyâz ettiler: (Yâ ilâhî!

 

Bu, senin çok sevdiğin, seçtiğin Muhammed'dir.

Ona "Habîbim" dedin ve lâkin bu hâl nedir?)

 

Hak teâlâ buyurdu: (Ey benim meleklerim!

Evet O “Habîbim”dir, en çok Onu severim.

 

Fakat siz bilmezsiniz muhabbetin sırrını.

Aslâ çözemezsiniz bu işin esrârını.

 

Bu, öyle makâmdır ki, kimse vâkıf olamaz.

Öyle gizli iştir ki, kimse bir şey anlamaz.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan