ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

SEN YIKA CENÂZEMİ

 

En son nefeslerini alıyorken o Server,

Girdi Hazret-i Alî, huzûruna bu sefer.

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, siz vefât ederseniz,

Gaslinizi kim yapar, hem nasıl kefenleriz?

 

Cenâze namâzını kim kıldırır o zaman?

Mübârek kabrinize, kim indirir sonradan?)

 

Buyurdu ki: (Yâ Alî, beni, sen gasledesin.

Fadl ibni Abbâs dahî, sana yardım eylesin.

 

Gasl işi bitince de, kefenlersiniz hemen.

Cibrîl de, güzel koku alıp gelir cennetten.

 

Daha sonra, mescide götürünüz nâşımı.

Ama, önce melekler kılacak namâzımı.

 

Eshâbım, daha sonra namâzı edâ etsin.

Ama sizden hiç kimse, benden öne geçmesin.)

 

Resûlullah, alırken en son nefeslerini,

Veriyordu eshâba, son nasîhatlerini.

 

O arada Fâtıma, kenarda ağlıyordu.

Gözlerinden sel gibi, yaşlar akıtıyordu.

 

O Server, çok üzülüp onun ağladığına,

Çağırdı kendisini ve oturttu yanına.

 

Buyurdu ki: (Ey kızım, ağlama, beni dinle!

Gökte melekler dahî, ağlıyorlar seninle.)

 

Fâtıma hazretleri, dinledi babasını.

Ağlamayı bırakıp, sildi gözü yaşını.

 

Sonra buyurdular ki: (Bunlar, son üzüntüler.

Bundan sonra babana, olmaz başka bir keder.

 

Zîrâ kurtulmaktadır bu mihnet diyârından.)

Ve Hazret-i Alî’ye buyurdu ki o zaman:

 

(Yâ Alî, zimmetimde, bil ki filân kimsenin,

Şu kadar malı vardır, sen onu ödeyesin.

 

Kevser havzı başında, benimle ilk olarak,

Görüşecek kişi de, sen olursun muhakkak.

 

Sana, çok sıkıntılar gelecek benden sonra.

Lâkin sabretmelisin sen o sıkıntılara.

 

İnsanlar, bu "dünyâ"ya meylettiğinde yârın,

"Âhiret"i tercîh et, sen aksine onların.)

 

Üsâme hazretleri, giriverdi o vakit.

Ona buyurdular ki: (Haydi sen, savaşa git!)

 

Vefât etme zamanı yaklaşmıştı iyice.

En son nefeslerini, veriyordu böylece.

 

O gün Resûlullaha, geldi Cibrîl-i emîn.

Dedi: (Selâm ediyor, sana Rabbil âlemîn.

 

Buyurur ki: Habîbim istiyor ise şu an,

Derhâl şifâ vereyim, kurtulsun hastalıktan.

 

Dilerse, ileteyim âhiret âlemine.

Muntazırdır melekler şimdi onun emrine.)

 

Buyurdu: (Ey Cebrâil, kendisine bıraktım.

O nasıl diler ise, odur benim murâdım.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan