|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
SEN YIKA CENÂZEMİ
En son
nefeslerini alıyorken o Server,
Girdi
Hazret-i Alî, huzûruna bu sefer.
Dedi:
(Yâ Resûlallah, siz vefât ederseniz,
Gaslinizi kim
yapar, hem nasıl kefenleriz?
Cenâze
namâzını kim kıldırır o zaman?
Mübârek
kabrinize, kim indirir sonradan?)
Buyurdu ki:
(Yâ Alî, beni, sen gasledesin.
Fadl ibni
Abbâs dahî, sana yardım eylesin.
Gasl işi
bitince de, kefenlersiniz hemen.
Cibrîl de,
güzel koku alıp gelir cennetten.
Daha sonra,
mescide götürünüz nâşımı.
Ama, önce
melekler kılacak namâzımı.
Eshâbım, daha
sonra namâzı edâ etsin.
Ama sizden
hiç kimse, benden öne geçmesin.)
Resûlullah,
alırken en son nefeslerini,
Veriyordu
eshâba, son nasîhatlerini.
O arada
Fâtıma, kenarda ağlıyordu.
Gözlerinden
sel gibi, yaşlar akıtıyordu.
O Server, çok
üzülüp onun ağladığına,
Çağırdı
kendisini ve oturttu yanına.
Buyurdu ki:
(Ey kızım, ağlama, beni dinle!
Gökte
melekler dahî, ağlıyorlar seninle.)
Fâtıma
hazretleri, dinledi babasını.
Ağlamayı
bırakıp, sildi gözü yaşını.
Sonra
buyurdular ki: (Bunlar, son üzüntüler.
Bundan sonra
babana, olmaz başka bir keder.
Zîrâ
kurtulmaktadır bu mihnet diyârından.)
Ve Hazret-i
Alî’ye buyurdu ki o zaman:
(Yâ Alî,
zimmetimde, bil ki filân kimsenin,
Şu kadar malı
vardır, sen onu ödeyesin.
Kevser havzı
başında, benimle ilk olarak,
Görüşecek
kişi de, sen olursun muhakkak.
Sana, çok
sıkıntılar gelecek benden sonra.
Lâkin
sabretmelisin sen o sıkıntılara.
İnsanlar, bu
"dünyâ"ya meylettiğinde yârın,
"Âhiret"i
tercîh et, sen aksine onların.)
Üsâme
hazretleri, giriverdi o vakit.
Ona
buyurdular ki: (Haydi sen, savaşa
git!)
Vefât etme
zamanı yaklaşmıştı iyice.
En son
nefeslerini, veriyordu böylece.
O gün
Resûlullaha, geldi Cibrîl-i emîn.
Dedi: (Selâm
ediyor, sana Rabbil âlemîn.
Buyurur ki:
Habîbim istiyor ise şu an,
Derhâl şifâ
vereyim, kurtulsun hastalıktan.
Dilerse,
ileteyim âhiret âlemine.
Muntazırdır
melekler şimdi onun emrine.)
Buyurdu:
(Ey Cebrâil, kendisine bıraktım.
O nasıl diler
ise, odur benim murâdım.)
|