|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
HAC FARZ OLDU
Âl-i imrân
sûresi, doksanyedinci âyet,
Haccın farz
olduğunu, bildirdi açık ve net.
Peygamber
Efendimiz, bu emri aldığında,
Eshâb-ı
kirâma da, teblîğ etti ânında.
Derhâl üçyüz
kişilik bir hac kâfilesini,
Gönderdi îfâ
için, bu hac farîzesini.
Hazret-i Ebû
Bekr’i, o hac kâfilesine,
Hac emîri
olarak, tâyin etti o sene.
Yola
çıkmışlardı ki, o gün geldi Cebrâil.
“Berâe”
sûresinden, ilk âyet oldu nâzil.
Burada,
"muâhede, akit" mevzûu ile,
Alâkalı
hükümler bildirildi Resûle.
Bunu
bildirmek için mü'minlere, o Server,
"Aliyyül
Mürtezâ"yı Mekke’ye gönderdiler.
Zîrâ
Arabistân’da, var idi ki bir âdet,
Bir antlaşma
yapılır ve değişirse şâyet,
Bunu, bizzât
yapan ve değiştiren o insan,
Yâhut bir
akrabâsı ederdi halka îlân.
"Hazret-i
Alî" dahî, çıkıp bu emir ile,
Tam Mekke’ye
girerken, yetişti kâfileye.
Hazret-i Ebû
Bekir, bir hutbe etti îrâd.
Ve haccın
erkânını, anlattı halka bizzât.
Mü'minler,
buna göre hac yaptığı bir anda,
O da, hutbe
okudu mü'minlere Mina’da.
Dedi:
(Ey müslümânlar, buraya beni bizzât,
Resûlullah
gönderdi, sözüme edin dikkat.)
Nâzil olan
âyeti okuyup daha sonra,
Şöyle hitâb
eyledi, toplanan insanlara:
(Buraya, emir
ile gelmiş bulunuyorum.
Size, şu dört
husûsu, bildirmeye memurum.
Birincisi
şudur ki, gidince âhirete,
"Mü'min"lerden
başkası, giremezler cennete.
İkincisi, "müşrik"e,
artık Kâbe yasaktır.
Hiçbir
müşrik, Kâbe’ye yaklaşamayacaktır.
Üçüncüsü, hiç
kimse Kâbe’ye yaklaşarak,
Tavâf
etmeyecektir aslâ "çıplak" olarak.
Dördüncüsü,
her kimin, Resûlullahla eğer,
Bir
antlaşması varsa, olacaktır mûteber.
Lâkin bu
sözleşmenin, biter bitmez müddeti,
Geçersiz
olacaktır o ahd de elbette ki.)
O günden
sonra artık, hiçbir müşrik ve kâfir,
Bu yasak
gereğince, Kâbe’ye gelmemiştir.
Yine o günden
sonra, bu tâlîmât gereği,
Çıplak tavâf
eyleyen, hiç olmadı Kâbe’yi.
Bu hac
farîzasını îfâyı müteâkip,
Hazret-i "Sıddîk"
ile, "Alî bin ebî Tâlip",
Bilcümle
sahâbe-i kirâmı da aldılar.
Yola çıkıp,
birlikte Medîne’ye vardılar.
|