ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

AĞAÇ SELÂM ALINCA

 

Peygamber Efendimiz, evinde otururken,

“Hazret-i Ebû Bekir”, kapıyı çaldı birden.

 

İzin alıp girince, huzûruna Resûl'ün,

Dedi: (Yâ Resûlallah, çok fazla açım bugün.)

 

Sonra Hazret-i Ömer, gelip girdi içeri.

O da Resûlullaha, arz etti aynı şeyi.

 

Nihâyet biraz sonra, geldi “Hazret-i Alî”.

O da, Resûlullaha arz etti aynı hâli.

 

Peygamber Efendimiz, üzüldüler buna pek.

Zîrâ yoktu evinde, hiçbir şey yedirecek.

 

Söyledi üzülerek hakîkati onlara.

Hattâ kendisi dahî, çok aç idi o ara.

 

Hem mübârek karnında, “üç taş” bağlı dururdu.

"Üç gün yemek yememek" alâmeti idi bu.

 

Alî bin ebî Tâlip, arz etti ki: (Şimdi biz,

Muâz ibni Cebel'e gidelim isterseniz.

 

Zîrâ onun bahçede, bir hurma ağacı var.

Gidersek ikrâm eder, olmuştur o hurmalar.)

 

Peygamber Efendimiz, onun bu teklîfine,

(Peki!) deyip, gittiler hemen onun evine.

 

Ev sâhibi görünce, şaşırdı sevincinden.

Zîrâ Resûlullahtı, evine teşrîf eden.

 

Ve yanında ayrıca, Hazret-i Ebû Bekir,

Hem de iki sahâbî gelmişlerdi misâfir.

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, fedâdır cânım sana!

İçeriye buyurun, ne şereftir bu bana.)

 

Peygamber-i zîşânla, bu ulu misâfirler,

Muâz'ın hânesinden içeriye girdiler.

 

Biraz sonra: (Yâ Muâz, hiç hurma var mı?) diye,

Peygamber Efendimiz, sordu bu sahâbîye.

 

Bu suâl karşısında, üzüldü ev sâhibi.

Ve şöyle arz etti ki: (Ey Allahın Habîbi!

 

Az önce biraz vardı, dağıttık komşulara.

Mâlesef o hurmadan, hiç kalmadı şu ara.)

 

Aliyyül Mürtezâ'ya, buyurdu ki o vakit:

(Şu hurma ağacına, selâmımı söyle git!)

 

(Peki yâ Resûlallah!) deyip Hazret-i Alî,

Gitti hemen ağacın yanına bizâtihî.

 

Ve şöyle seslendi ki o hurma ağacına:

(Allahın Resûlünün selâmları var sana!)

 

O esnâda ağaçtan, (Aleyküm selâm!) diye,

Resûl'ün selâmına, cevap geldi Alî'ye.

 

Hattâ aynı zamanda, "hurma" doldu dalları.

Doldurdu bir sepete, hemen o hurmaları.

 

Getirip arz eyledi, Server-i enbiyâya.

Ve yediler onlardan, hepsi de doya doya.

 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan