|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
MÜŞRİKLER ÖLDÜRÜLDÜ
Uhud cengi
başında, müşriklerden iki er,
Mü'minler tarafından, hemen öldürüldüler.
Biri, sancaktar idi, o da öldürülmüştü.
Sancağı yere düşüp, yerlerde sürünmüştü.
“Osmân bin ebî Talha”, meydana koştu hemen.
Düşen sancaklarını, kaldırdı alıp yerden.
O dahî seslenerek, müslümânlardan yana,
Kendine çok güvenip, er istedi meydana.
Hâlbuki biraz önce, kendisine güvenen,
İki müşrik, ânında öldürülmüştü hemen.
“Zübeyr bin Avvâm” ile “Allah Arslanı Alî”,
Şimdi öldürmüşlerdi, mağrûr iki kâfiri.
Bu da, gurûrlanarak yine er isteyince,
“Hazret-i Hamza” çıktı, karşısına hemence.
Kaldırdı kılıcını, hiç fırsat vermeyerek,
Öyle kılıç çaldı ki, ona “Allâh!” diyerek,
Giydiği çelik zırhı, tam ikiye bölündü.
Sancak yere düşerken, kâfir de düşüp öldü.
Bu, üçüncü müşrikti ânında öldürülen.
Dördüncüsü yürüdü, meydana sonra hemen.
Adı, “Ebû Saîd”di, geldi yaya olarak.
Düşen sancaklarını, o yerden kaldırarak,
Bağırıp
mağrûr hâlde müslümânlardan yana,
O da, çarpışmak için, er istedi meydana.
Baştan ayağa kadar, zırhlarla kaplı idi.
(Benimle çarpışacak, yürekli kim var?) dedi.
Hâlbuki ondan önce, böyle böbürlenerek,
Üç kişi cân vermişti, birer kılıç yiyerek.
Peygamber Efendimiz Allahın Arslanı’na,
Buyurdu ki: (Yâ Alî, çık şunun karşısına!)
Çıktı
Hazret-i Alî, kaldırdı kılıcını,
Çalıp, böldü ikiye, kâğıt gibi zırhını.
Müşrik, cânsız olarak, yıkıldı bir tarafa,
Dönüp Hazret-i Alî, tekrârdan girdi safa.
Müşriklerin sancağı, yine yere düşmüştü,
Bununla, dördüncüsü böyle öldürülmüştü.
Kaç kişi çıktıysa da, o gün er meydanında,
Hepsi de, bir hamlede öldürüldü ânında.
Mü'minler çok sevinip, hamd ve şükr ediyordu,
Ve "Tekbîr" sedâları, göğe yükseliyordu.
Bu durum, gerideki, o müşrikleri ise,
Düşürürdü büyük bir üzüntü ve yeise.
Hattâ kadınlar bile, hayıflanıyorlardı,
(Size yazıklar olsun, yuh olsun!) diyorlardı.
Görünce erkeklerin, peşpeşe öldüğünü,
Hakâretler ettiler, onlara Uhud günü.
(Haydi, ne durursunuz, hücûm edin!) diyerek,
Tahrîk ediyorlardı, onlara şevk vererek.
|