ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

BEN ONDANIM, O BENDEN  

 

“Uhud”da, kâfirlerin gâyesi yine tekti.

O da, bir fırsat bulup, "Resûlü öldürmek"ti.

 

Lâkin bu, zordu gâyet, zîrâ eshâb-ı kirâm,

Resûl'ün etrafında, "halka" olmuşlardı tam.

 

Ona gelen her türlü hücûmlara, her sâat,

Siper oluyorlardı, bedenleriyle bizzât.

 

Buna rağmen müşrikler, fırsat bulup bir ara,

Yaklaşmışlar idi ki, Resûl-i kibriyâya.

 

Peygamber Efendimiz, görür görmez bu hâli,

Buyurdu ki: (Şunlara hücûm eyle yâ Alî!)

 

O, kılıca sarılıp, derhâl hücûm ederek,

Düşmanın üzerine, saldırdı kükreyerek.

 

Amr ibni Abdullah'ı, öldürdü vurup hemen.

Diğerlerini ise, kaçırttı o bölgeden.

 

Bir aralık kılıcı, ikiye bölününce,

O Server, “Zülfikâr”ı verdi ona hemence.

 

Yine hücûm olmuştu, o ara müşriklerden.

Buyurdu ki: (Yâ Alî, bunları def et benden!)

 

Yine Hazret-i Alî, çekerek Zülfikâr'ı,

Dağıttı bir hamlede, hücûm eden küffârı.

 

Bunu görüp Cebrâil, geldi Resûl katına.

Aliyyül Mürtezâ'yı, eyledi meth-ü senâ.

 

Peygamber Efendimiz, buyurdu ki cevâben:

(Ey Cibrîl, elbette ki ben ondanım, o benden.)

 

Cibrîl aleyhisselâm, bu sözün üzerine,

(Ben de ikinizdenim) diye arz etti yine.

 

Bu sırada, bir nidâ duyuldu ki âşikâr:

(Yiğitlerden Alî ve kılıçlardan Zülfikâr.)

 

Küffârın tek hedefi, "Resûlullah"tı bizzât.

Lâkin eshâb-ı kirâm, vermiyordu hiç fırsat.

 

Resûl'ün etrâfında, et'ten bir duvar gibi,

Kale oluşturdular, otuz kadar sahâbî.

 

Ona gelen oklara, o mümtâz sahâbîler,

Kendi bedenlerini ettiler kalkan, siper.

 

Birçoğu, ona gelen oklara karşı durup,

O Resûl'ün önünde, şehîd oldu vurulup.

 

Bir ara, müşriklerin sancağını taşıyan,

“Talha bin Ebî Talha”, meydana çıktı o an.

 

Sonra da seslendi ki: (Kendisine güvenen,

Var ise, çarpışmaya, karşıma çıksın hemen!)

 

Kâfir, çok gurûrlu ve kibirliydi bir hayli.

Onun da karşısına, çıktı “Hazret-i Alî.”

 

Kâfir, baştan ayağa bürünmüştü zırhlara.

Allah Arslanı Alî, "Tekbîr" aldı o ara.

 

Öyle kılıç çaldı ki, sancak tutan kâfire,

Başı kopup, sancağı, düşüverdi yerlere.

 

Resûlullah ve eshâb, tekbîrler aldı o an.

İnledi yer gök o gün, tekbîr sedâlarından.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan