|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
CEHENNEM KİMLER İÇİN?
Peygamber
Efendimiz, “Aliyyül Mürtezâ”ya,
Husûsî nasîhatler ederdi ekseriyâ.
Birgün de buyurdu ki: Mîrâc gecesinde, ben,
Cennetin kapısında, bir yazı gördüm hemen.
Şöyle ki: (Kim nefsine, ederse muhâlefet,
Ebediyyen cennette olur o, yârın elbet.)
Buyurdu ki:
(Yâ Alî, Allahü teâlânın,
Rızâsı, rızâsında olur anne babanın.
Yâ Alî, misâfire, komşuna ikrâm eyle.
Hele anne babana, olsalar kâfir bile.
Bir mücrim, günâhkâr kul, felâketine sebep,
Olacak bir şey için, duâda bulunsa hep,
Rabbimiz
emreder ki bâzı meleklerine:
(Bu kulun istediği, hemen gelsin
yerine.
Derhâl îfâ
edin ki onun her isteğini,
Duymak istemiyorum, zîrâ onun sesini.)
Yâ Alî, bir
kulu da, severse cenâb-ı Hak,
Onun her murâdını, vermez âcil olarak.
O, ne kadar Rabbinden etse de onu talep,
Geciktirir Rabbimiz, onun duâsını hep.
Melekler bunu görüp, arz eder ki hem dahî:
(Bu kulun duâsını kabûl et yâ ilâhî!)
Rabbimiz
buyurur ki: (Bırakın onu bana.
Benden daha fazla mı, acırsınız siz ona?
Ben geciktiriyorum, onun bu duâsını.
Zîrâ çok seviyorum, bana yalvarmasını.)
Hak teâlâ bir
kula, gadap ederse eğer,
O zaman o kimseye, "harâm mal" nasîb eder.
Fâidesiz şeylerle, artık o meşgûl olur.
Dalar gaflet içine, âhireti unutur.
Peygamber Efendimiz, buyurdular ki yine:
Yâ Alî, eğer bir kul, gelse ölüm hâline,
A'zâsı,
birbirine selâm verir ve der ki:
(Ben öldüm, sen de şimdi ölürsün
elbette ki.)
Hattâ onun ak
tüyü, der ki kara tüyüne:
(Ben öldüm, sen de elbet ölürsün
birkaç güne.)
Yâ Alî, her
yeni gün, seslenir ki her dâim:
(Ey insanoğlu, senin, her hâline
şâhidim.)
O gündüzün
peşinden, gelince de her gece,
O da, insanoğluna nidâ eder böylece.
Yâ Alî, gün doğmadan ve fecir ağarmadan,
"Tövbe eden" kulunu, affeder Allah o an.
Yıldızlar sayısınca, olsa da günâhları,
Yine de Hak teâlâ, af buyurur onları.
Yâ Alî, bir insanda, en iyi âzâ, “Dil”dir.
Zîrâ yârın cennete, onun ile girilir.
Yine en kötü âzâ, “Dil”idir ki insanın,
Zîrâ kul, cehenneme, onunla girer yârın.)
|