|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
CENNETİN DİREĞİ
Resûlullah, "Hazret-i
Alî"yi çok severdi,
Bir şey yiyecek olsa, “O da yesin” isterdi.
Birgün huzûrlarına, “kuş eti” getirdiler.
Onu yemeden önce, şöyle duâ ettiler:
(Yâ Rabbî, kullarından çok sevdiğin
birini,
Gönder de, onun ile yiyelim kuş etini.)
Resûl'ün bu
duâsı, müstecâb oldu hemen.
“Hazret-i Alî” geldi oraya çok geçmeden.
Birgün de Resûlullah, tertîb edip bir ordu,
Düşmanın üzerine, harbe gönderiyordu.
Hazret-i Alî dahî, var idi o orduda.
O Server, onun için, bulundu bir duâda.
Buyurdu ki: (Yâ Rabbî, Alî dönene kadar,
Bana ömür ihsân et, göreyim onu tekrâr.)
Birgün yine
mescitte, kılıyorken o namâz,
Sadaka talep etti bir fakîr ondan biraz.
Hattâ Hazret-i Alî, rükûda idi o an,
Yüzüğünü çıkarıp, bıraktı parmağından.
Onun bu hareketi, makbûl geldi Allaha.
Bir âyet nâzil oldu hemen Resûlullaha.
Mâide sûresinden, ellibeşinci âyet,
Gelerek, kendisini, Rabbimiz eyledi meth.
Birgün de Resûlullah, Aliyyül Mürtezâ'ya,
Buyurdu: (Yâ Alî, sen, benziyorsun
Îsâ'ya.
Yehûdîler, ona çok düşmanlıklar ederek,
Annesi Meryem'e de, iftirâ ettiler pek.
Hıristiyânlar ise, çok aşırı sevdiler.
Kendi makâmından da, yukarı yükselttiler.)
Kendisi de,
bununla alâkalı olarak,
Buyurdu: (Benim için, yoldan çıkar bâzı halk.
Zîrâ benim sevgimi, sürerek ileriye,
Çok düşmanlık yaparlar, bir kısım sahâbîye.
Benim hiç muhabbetim yok böyle insanlara.
Onların sevgileri, samîmî değil zîrâ.
Yine bâzıları da, bana çok buğzederler,
Ama bâzı eshâbı, gûyâ fazla severler.
Bu iki grup dahî, ehl-i sünnet değildir,
Doğru yoldan ayrılmış, yâni cehennemliktir.)
Yine buyurdular ki Allahın Sevgilisi:
(Gökte, çok perdelerden geçtim Mîrâc gecesi.
Yükselip, bir makâma geldim ki en nihâyet,
Orada bir ses duydum, derdi ki: “Yâ
Muhammed!
Senin baban İbrâhîm, ne güzel bir pederdir.
Senin kardeşin Alî, ne güzel birâderdir.”)
Yine Resûl-i
ekrem, şöyle haber verdi ki:
(Cennetin direğidir, Alî ve ehl-i
beyti.)
|