ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

BİRE ELLİ HASENE 

 

Birgün Hazret-i Alî, Hazret-i Fâtıma'ya,

Sordu ki: (Yiyecekten, bir şey var mı acabâ?)

 

O, cevâben dedi ki: (Hiç yok yiyeceğimiz.

Yalnız para olarak, vardır altı akçemiz.

 

Meyve istemişlerdi çocuklar da bu ara.

Bununla yiyecek ve meyve al çocuklara.)

 

Çıktı Hazret-i Alî, görmek için bu işi.

Lâkin yolda gördü ki, çekişir iki kişi.

 

Yaklaşıp, birisine sordu ki: (Nedir bu hâl?)

Dedi ki: (Bunun bana, altı akçe borcu var.)

 

Zâten "altı akçe"si var idi kendisinin.

Verip, gördü işini borçlu olan kimsenin.

 

Ve müsterîh olarak, geri döndü oradan.

Eve geldi hâliyle, hiçbir şey alamadan.

 

Olanları anlatıp, dedi ki: (İşte böyle.

Hiçbir şey alamadan, eli boş döndüm eve.

 

Ama senin verdiğin o altı akçeyle ben,

Kurtardım o mü'mini, böylelikle hapisten.)

 

Dedi: (Elhamdülillah, ne güzel iş yapmışsın.

Çâresiz bir mü'mini, hapisten kurtarmışsın.)

 

Lâkin mahzûn olmuştu hâtırı o arada.

Zîrâ Hasan Hüseyin, ağlıyordu odada.

 

"Hazret-i Alî" dahî, sezip onun hâlini,

Çıkıp gitti görmeye, Allahın Habîbini.

 

Zîrâ Resûlullahın yüzünü, bir kez gören,

Kurtulurdu o anda, cümle üzüntüsünden.

 

Gördü yolda bu sefer, yabancı bir kimseyi.

Tutardı bir eliyle, besili "bir deve"yi.

 

O kimse, selâm verip Allahın Arslanı’na,

Dedi ki: (Yüz akçeye, satarım bunu sana.)

 

(Param yok!) dediyse de cevâben o kimseye,

O dedi: (Mühim değil, al götür veresiye.)

 

Aldı Hazret-i Alî deveyi o kimseden.

Rastladı başkasına, birkaç adım gitmeden.

 

O da suâl etti ki: (Satılıksa bu deve,

Alırım bunu senden, peşin üçyüz akçeye.)

 

Üçyüz akçeyi alıp, deveyi sattı ona.

Geldi Resûlullahın mübârek huzûruna.

 

Resûl onu görünce, sordu ki şu suâli:

(Deveyi kimden alıp, kime sattın yâ Alî?)

 

Edebinden sustu ve başını eğdi öne.

O Server buyurdu ki o zaman kendisine:

 

(Yâ Alî, "Cebrâil"di deveyi sana satan.

Sonra da "İsrâfil"di, deveyi senden alan.

 

Cennetten getirdiler deveyi senin için.

Lütfu ve ihsânıdır, bu sana Rabbimizin.

 

Yardım ettiğin için, o borçlu müslümâna,

Bire elli mükâfât ihsân olundu sana.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan