|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
KABİRDEN ÇIKAN ADAM
Mûsâ Nebî
kavmine mensûb bâzı kimseler,
Allahın Resûlünün huzûruna geldiler.
Dediler: (Yâ Muhammed, dersin: "Benim mertebem,
Sâir Peygamberlerden, daha yüksek ve ekrem".
Halbuki Mûsâ Nebî, çıktı “Tûr-i Sinâ”ya.
Ve Allah, bizâtihî hitâb etti Mûsâ’ya.
Bu yüzden Allah ona, “Kelîmim” demektedir.
Allah ile konuşmak, ne yüksek mertebedir.)
Buyurdu ki:
(Ey kişi, Rabbimiz şâyet ona,
“Kelîmim” dedi ise, “Habîbim” dedi bana.
Hak teâlâ katında, bir midir bu ikisi?
Elbet daha
yüksektir, "Habîb"in derecesi.
Hem Tûr’a çıkardıysa Mûsâ’yı Hak teâlâ,
Çıkardı Burak ile, beni “Arş-ı âlâ”ya.
Cenneti, cehennemi, cümle kevn-ü mekânı,
Gösterip, verdi bana “Kabe kavseyn” makâmı.
Hem Onun sonsuz olan lütuf ve ihsânıyle,
"Görmek"le şereflendim Rabbimi baş gözüyle.)
Bitirdi
sözlerini, o Sevgili Peygamber.
Onlar da kabûl edip, hep îmâna geldiler.
Sonra Îsâ Nebî’nin kavmine mensûb olan,
Kimseler, o Resûle, bir suâl sordu o an.
Dediler: (Yâ Muhammed, dersin ki: "Ben Allaha,
Nebîlerin hepsinden yakınım elbet daha".
Halbuki diriltirdi Îsâ, ölü kimseyi.
Vermişti Hak teâlâ, ona bu mertebeyi.)
O zaman
Resûlullah, hemen bir sahâbîye,
Dönüp emir verdiler: (Alî’yi çağır!) diye.
Bu emri alır almaz, geldi Hazret-i Alî.
Baktı, Resûl yanında durur bâzı ahâlî.
O Server buyurdu ki, onlardan bir kimseye:
(Ey filân, çok eski bir kabir göster
Alî’ye.)
O kişi
gösterince, bin yıllık bir kabiri,
O zaman buyurdu ki Allahın Peygamberi:
(Yâ Alî, o mevtayı üç kez çağır
ismiyle!
Ve bak ki ne görürsün, Hak teâlâ izniyle.)
Vardı
Hazret-i Alî mezara hemencecik.
Ve “Ey Yâkub!” diyerek, bağırdı bir kerecik.
Hak teâlâ izniyle, tam o esnâda, birden,
Yarıldı boydan boya kabir orta yerinden.
Sonra ikinci defâ, seslenince kabire,
Orta yeri, tamâmen açıldı birdenbire.
Üçüncü seslenişte, hepsi şâhit oldular.
Çıktı kabir içinden, nûr yüzlü "bir ihtiyâr".
Uzamış saçlarından, toprakları atarak,
Okudu "şehâdet"i, yüksek sesli olarak.
Mûcizeyi görünce, kâfirlerin cümlesi,
"Şehâdet"i getirip, îmâna geldi hepsi.
|