ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

KİM KESTİ ELİNİ?  

 

"Alî bin ebî Tâlip", vaktâ ki halîfeyken,

Yakalandı bir köle, tam hırsızlık yaparken.

 

Lâkin çok seviyordu, o Hazret-i Alî'yi.

Halîfe, huzûruna çağırdı o köleyi.

 

(Bu işi sen mi yaptın?) diye suâl edince,

"Evet" deyip, suçunu ikrâr etti hemence.

 

Suçu sâbit olunca o siyâhî kölenin,

Emir verip, kestirdi bir tekini elinin.

 

Köle, kesik eliyle gidiyorken geriye,

Rastladı az ileride, Selmân-ı Fârisî'ye.

 

Görünce o sahâbî, hâlini bu kimsenin,

Buyurdu ki: (Elini, kim kesti böyle senin?)

 

Dedi: (Benim elimi, kesti ki öyle biri,

Resûl'ün dâmâdıdır, mü'minlerin emîri.

 

Cömerttir, onun gibi yapamaz kimse ihsân.

Yok şimdi yeryüzünde, böyle kerîm bir insan.)

 

Buyurdu ki: (Ey köle, sen, elini keseni,

Nasıl methediyorsun, tebrîk ederim seni.)

 

Cevâbında dedi ki: (Nasıl methetmiyeyim.

Hak teâlâ emriyle, elimi kesti benim.

 

Eğer o, bu cezâmı vermeseydi, elbette,

Daha şiddetlisini çekerdim âhirette.

 

Şimdi çok minnettârım ona ben, bu işinden.

Zîrâ kurtardı beni, Cehennem ateşinden.)

 

Geldi Hazret-i Selmân, yanına Halîfenin.

Nakletti aynen ona, bu sözünü kölenin.

 

Çağırdı huzûruna, Halîfe onu yine.

Alıp "kesik eli"ni, koydu eski yerine.

 

Kölenin kesik eli, ânında iyi oldu.

Öyle ki, sağlamından hiç farkedilmiyordu.

 

Yine nakledilir ki âlimlerin birinden:

Ben, garip bir yolcuya rastladım Şam'da iken.

 

Yüzünün bir tarafı, olmuş idi simsiyah.

Lâkin onu, eliyle, örtüyordu o seyyah.

 

Yaklaşıp suâl ettim: (Bu nasıl oldu?) diye.

Dedi ki: Buğz ederdim, ben Hazret-i Alî'ye.

 

Şânına yakışmayan sözleri sarfederdim.

Ve hakkında, çok çirkin hakâretler ederdim.

 

Geçen gece, rüyâmda, bir zât durdu önümde.

Böyle nûrlu bir kişi, görmemiştim ömrümde.

 

Lâkin bana, hiddetle sordu ki: (Neden acep,

Sen, hakkımda konuşup hakâret edersin hep?)"

 

Ve şiddetli "bir tokat" vurdu bana o nâgâh

Sabahleyin gördüm ki, yüzüm olmuş simsiyah.

 

"Hazret-i Alî" imiş, meğer o tokat vuran.

Uyanınca gördüm ki, değişmiş kalbim o an.

 

Şu anda ona karşı, yoktur hiç adâvetim.

Ve hattâ muhabbetle doludur ona kalbim.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan