|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
BİR SÜÂLE, ON CEVAP
Birgün
Resûl-i ekrem, şöyle buyurmuşlardır:
(Ben ilmin şehriyim ve Alî de
kapısıdır.)
Bu hadîs-i
şerîfi işiten bâzıları,
Denemek istediler Aliyyül Mürtezâ'yı.
On kişi toplanarak, dediler ki:
(Gidelim.
Hepimiz, aynı şeyi, ona suâl edelim.
Eğer hep ayrı ayrı cevaplar verir ise,
O takdirde ilmini, isbât eder o bize.)
Gelip suâl
ettiler, ilk Hazret-i Alî'ye:
(Mal mı daha efdaldir, yoksa ilim mi?) diye.
Şöyle cevap buyurdu, buna hiç düşünmeden:
(İlim daha efdaldir, elbet mala
nisbeten.
Çünkü ilim, mîrâstır Resûl-i kibriyâdan.
Mal ise, mîrâs kaldı, Kârun ile Hâmân'dan.)
Sordu
ikincisi de, tekrâr aynı suâli.
(İlim efdaldir) dedi, yine Hazret-i Alî.
(Zîrâ ilim, korur hep sâhibini
zarardan.
Halbuki mal sâhibi, malı korur her zaman.)
Sordu
üçüncüsü de, aynı suâli yine.
(İlim efdaldir) dedi, o suâl sâhibine.
(Çünkü mal sâhibinin, pek çok düşmanı
vardır.
İlim sâhibininse, dostları çok fazladır.)
Dördüncü kişi
dahî, sordu aynı suâli.
(Elbet ilim efdaldir) dedi Hazret-i Alî.
(Çünkü ilim, artar hep gayriye
verilince.
Velâkin mal azalır, başkasına verince.)
Beşinci kişi
dahî, edince bunu suâl,
Cevâben buyurdu ki: (Elbette ilim
efdal.
Çünkü mal sahipleri, çabuk unutulurlar.
Âlimse, yâd edilir tâ kıyâmete kadar.)
(İlim
efdaldir)
dedi, hem altıncı kimseye.
(Çünkü korkmaz âlimler, ilmim çalınır
diye.
Halbuki mal sâhibi, her an olur râhatsız.
Der ki, hâlim ne olur, çalarsa onu hırsız.)
Yedinciye
buyurdu: (İlim efdal mutlaka.
Zîrâ ilim eskimez, mal bozulur durmakla.)
Sekizinci
kimseye, buyurdu yine derhâl:
(Elbet mala nisbetle, ilimdir daha
efdal.
Sebebine gelince, mal karartır kalpleri.
İlimse zihni açar, parlatır gönülleri.)
Dokuzuncu
kimseye, buyurdu ki cevâben:
(İlim daha efdaldir, elbet mala
nisbeten.
Mal sâhibi, şımarır ve unutur Rabbini.
Lâkin ilim sâhibi, aslâ aşmaz haddini.)
Onuncu kişiye
de, buyurdu ki son kere:
(Elbet ilim efdaldir, dünyâ malına
göre.
Zîrâ mal, sâhibini, dünyâya bağlar hepten.
İlimse, sâhibini uyandırır gafletten.)
|