|
04 - HAZRET-İ ALÎ
(Radıyallahü Anh)
ÖBÜR İSMİM ARSLAN'DIR
Hayber
fethinde dahî, o Resûl-i kibriyâ,
Teslim etti sancağı, Aliyyül Mürtezâ'ya.
Buyurdu ki: (Yâ Alî, haydi yürü sen
hemen.
Lâkin dönme geriye, Hayber'i fethetmeden.
Sana, Hak teâlâdan zafer gelene kadar,
Çarpış yehûdîlerle, geriye bakma zinhâr.)
O da vedâ
ederek Hazret-i Peygambere,
Sancağını yükseltip, revân oldu sefere.
Varıp, kale önüne dikince sancağını,
Büyük bir endîşe ve korku sardı düşmanı.
Buna rağmen kaleden, çıktı o yehûdîler.
Hepsi, iyi
savaşçı ve çift zırhlı idiler.
“Hâris” adlı birisi, ileri çıktı birden.
Er istedi meydana, sahâbe-i güzînden.
Bu, çok meşhûr bahadır, “Merhab”ın kardeşiydi.
O dahî Merhab gibi, pehlivân bir kişiydi.
Önce o hamle yaptı, Aliyyül Mürtezâ'ya.
Sonra "Hazret-i Alî", el attı zülfikâr'a.
Kılıcı, şimşek gibi, kalktı ve indi birden.
O an kâfirin başı, ayrıldı gövdesinden.
Bunu seyrediyordu, sahâbe-i kirâm da.
Tekbîr sedâlarıyla, gök inledi o anda.
“Hâris”in öldüğünü, görünce “Merhab”, hemen,
Meydana, dolu dizgin girdi hiç beklemeden.
Ve Hazret-i Alî'nin, dikildi karşısına.
İri yarı biriydi, bakındı etrâfına.
İki zırh, iki kılıç kuşanan bu dev adam,
Sabırsızlanıyordu almak için intikâm.
Ve şöyle seslendi ki: (Merhab'dır benim adım.
Bekle ki, çok şiddetli olacak intikâmım!)
Hazret-i Alî
dahî, ona cevap vererek,
Ve bir arslan misâli, haykırıp kükreyerek,
Dedi: (Benim adım da, "Aliyyül Mürtezâ"dır.
Ve lâkin bundan başka, bir adım daha vardır.
Haydar, yâni "Arslan"dır ikinci adım da hem.
Çünkü "Arslan" demiştir, doğunca bana annem.
Yâni ben, "Arslan gibi" kuvvetli bahadırım.
Ve senin, bir hamlede başını koparırım.)
Merhab,
“Arslan” ismini işitince âniden,
Kalbine korku düşüp, geriye kaçtı birden.
Zîrâ o görmüştü ki, rüyâda gece yatıp,
Bir arslan, kendisini öldürmüştü saldırıp.
“O arslan bu olmasın!” diye düşünerekten,
Aliyyül
Mürtezâ'ya, bir hamle yaptı hemen.
Çevik bir hareketle, lâkin Hazret-i Alî,
Kalkanını tutarak, karşıladı hamleyi.
O anda iki çelik, çarpınca birbirine,
Çok kuvvetli bir sedâ yükseldi gökyüzüne.
|