ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

SENİ, MÜ'MİNLER SEVER

 

“Alî bin ebî Tâlip”, Resûl'ün, bizâtihî,

Amcası oğlu olup, dâmâdıydı hem dahî.

 

Ona buyurdular ki bir defâ Efendimiz:

(Seninle ben, Hârun'la Mûsâ Nebî gibiyiz.)

 

Böyle dedikten sonra, buyurdular ki: (Ancak,

Benden sonra, peygamber yoktur ve olmayacak.)

 

Nitekim Resûlullah, bir harbe gittiğinde,

Halîfe bırakmıştı, onu kendi yerinde.

 

Buyurdu ki: (Yâ Alî, Medîne'de kalarak,

Mü'minlerin işine, ol burada göz kulak.)

 

Münâfıklar bu hâli, derhâl haber aldılar.

Bunu fırsat bilerek, şu fitneyi yaydılar.

 

Dediler ki: (Muhammed, sıkılıyordu ondan.

Bu yüzden, onu böyle uzak tuttu ordudan.)

 

Alî bin ebî Tâlip, bunları işiterek,

Sevgili Peygambere, bildirdi üzülerek.

 

Peygamber Efendimiz, öğrenince bu hâli,

Buyurdu: (Yehûdîler, yalan söyler yâ Alî!

 

Ben seni, Medîne'de bıraktım ki yerime,

Sen göz kulak olasın, ehlin ile ehlime.

 

Yâni sen, Hârun ile Mûsâ Nebî misâli,

Olmak istemez misin benim ile yâ Alî?)

 

Yine onun hakkında, buyurdu ki o Server:

(Yâ Alî, seni ancak mü'min olanlar sever.)

 

Hayber kalesinin de, gecikince düşmesi,

Çok üzüldü hâliyle, Allahın Sevgilisi.

 

Eshâba buyurdu ki: (Sancağı, ben bu sefer,

Birine veririm ki, o, kal'ayı fetheder.)

 

O sabah, bu maksatla dışarı teşrîf edip,

Buyurdu ki: (Nerdedir Alî bin ebî Tâlip?)

 

Dediler ki: (Alî'nin gözünde ağrı vardır.

Bu ağrı sebebiyle, gâyet ızdıraptadır.)

 

Buyurdular ki: (Olsun, onu bana getirin!)

Yardımla getirdiler yanına Peygamberin.

 

O Server, ellerini sürünce gözlerine,

Kurtuldu o ağrıdan Resûl'ün hürmetine.

 

Ve duâ eyledi ki: (Yâ ilâhel âlemîn!

Cümle sıkıntılardan, Alî'yi eyle emîn.)

 

Daha sonra, bayrağı, verip onun eline,

Buyurdu ki: (Yâ Alî, git düşman üzerine!)

 

Sonra da kendisine tembîh etti ki hemen:

(Yâ Alî, geri dönme Hayber'i fethetmeden.

 

Yardımı erişecek sana Hak teâlânın.

Çarpış o kâfirlerle, arkana bakma sakın!)

 

Hazret-i Alî dahî, dedi: (Yâ Resûlallah!

Anam, babam ve cânım, fedâdır sana vallah.

 

Onları, hidâyete getirinceye kadar,

Gider ve harbederim, arkama etmem nazar.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan