ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

O, BENİM ÇOCUĞUMDUR

 

Ne zaman ki dünyâya geldi "Hazret-i Alî",

İlgilendi o Server, kendi oğlu misâli.

 

“Alî” koydu adını, Allahın emri ile.

Yıkadı hem de onu, bizzât kendi eliyle.

 

O, öyle bir nîmete kavuştu ki o sâat,

Buna kavuşamadı, sahâbeden başka zât.

 

Zîrâ Resûl-i ekrem, sallardı beşiğini.

Onunla meşgûl olur, yapardı her işini.

 

Ne zaman Resûlullah, gelseydi evlerine,

O, derin uykularda olsa da, hemen yine,

 

Uyanıp, atılırdı ona beşik içinden.

Ellerini uzatır, coşardı sevincinden.

 

O Server, onu alıp mübârek kucağına,

Muhabbetle sarılır ve basardı bağrına.

 

Vâlidesi "Fâtıma", görünce böyle onu,

Sordu, niçin onunla çok meşgûl olduğunu.

 

Dedi ki: (Yâ Muhammed, siz zahmet eylemeyin.

Zîrâ bize âittir her hizmeti Alî’nin.)

 

Buyurdu ki: (Siz bunu, bana vermiştiniz ya.

Bu, benim çocuğumdur, siz girmeyin araya.)

 

Nihâyet beş yaşına olmuştu ki mülâki,

Mekke’de, o zamanlar bir "kıtlık" oldu vâki.

 

Halk, gıda yokluğundan, olmuştu çok muzdarip.

Çok nüfûsa sâhipti bâhusûs "Ebû Tâlip".

 

Resûlullah görünce, onun bu durumunu,

Amcası "Abbâs"a da, söyledi gidip bunu.

 

Buyurdu ki: (Ey amcam, sen zenginsin ve lâkin,

Yoktur fazla geliri amcam Ebû Tâlib’in.

 

Hem de çoluk çocuğu, bir hayli kalabalık.

Bu yüzden, mutazarrır etti onu bu kıtlık.

 

Geçici bir müddetle, bir kısım evlâdına,

Biz bakacak olursak, çok fayda olur ona.)

 

Sevindi Ebû Tâlip, işitince bu hâli. 

Dedi: (Bana bırakın, büyük oğlum Ukayl’i.)

 

Abbâs "Câfer"i aldı ve kefîl oldu ona,

"Hazret-i Alî"yi de, Resûl aldı yanına.

 

İşte "Alî Mürtezâ", o günden îtibâren,

Artık hiç ayrılmadı Sevgili Peygamberden.

 

Onüç'üne girince "Hazret-i Alî", birgün,

Gelip namâza durdu, yanında o Resûl'ün.

 

Babası "Ebû Tâlip", görse de kendisini,

Görmezlikten gelerek, çıkarmadı sesini.

 

Ve lâkin annesinin, kurt düşmüştü içine.

Meraklanıp, söyledi bunu efendisine.

 

Dedi: (Haberin var mı, namâz kılıyor Alî.

Nasıl karşılıyorsun, acabâ sen bu hâli?)

 

Dedi: (Verdik biz onu, Muhammed-ül emîne.

Öyleyse karışmamız doğru olmaz dînine.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan