ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALÎ (Radıyallahü Anh)

İSMİNİ NE KOYDUNUZ? 

 

Allahın Resûlünün, dördüncü halîfesi,

Bilcümle evliyânın seyyidi, efendisi.

 

Dindeki müşkilleri, çözüyordu bir anda.

Herkesten ileriydi, "iyilik" ve "ihsân"da.

 

O, Allahın aslanı, Resûl'ün dâmâdıdır.

Hem de Resûlullahla, amca çocuklarıdır.

 

Resûl ile birleşir, daha ilk dedesinde.

Herkesten yakın idi, ona hem nesebinde.

 

Babası Ebû Tâlip, Fâtıma'dır annesi.

Doğmuş idi hicretten, yirmiüç yıl öncesi.

 

Fâtıma hâtun der ki: Bir gün tavâf yapardım.

Bir doğum sancısıyla, birden râhatsızlandım.

 

Allahın Resûlü de, yakınımdaydı o an.

Hâlimi arz eyledim kendisine o zaman.

 

Ve ricâ eyledim ki: (Yâ Muhammed-ül emîn!

Oğlum olması için, bana duâ eyleyin.)

 

Buyurdu ki: (Ederim ve lâkin bir şart ile.

Eğer oğlan olursa, söz ver bana vermeye.)

 

Dedim ki: (Ben ve zevcim, size söz veriyoruz.

Doğacak oğlumuzu, sana nezrediyoruz.)

 

O zaman duâ edip, buyurdu: (Durma daha!

Tavâfını bitirip, gir hemen Beytullah'a.)

 

Ben Kâbe'ye girerek, duâ ettim hem dahî:

(Bana, hayırlı oğul ihsân et yâ ilâhî!)

 

Geldi "Hazret-i Alî", bu dünyâ âlemine.

Konuldu âdet üzre, bir beşiğin içine.

 

Ebû Tâlip, oğlunun, görmek için yüzünü,

Kaldırmak isteyince, yüzünün örtüsünü,

 

Çocuk, hemen kuvvetle yapışıp örtüsüne,

Müsâde etmedi ki, bakıversin yüzüne.

 

Annesi de, emzirmek istediyse de, fakat,

Bir müddet, ona dahî etmedi muvâfakat.

 

Şaşırdılar, “Çocuğun bu hâli nedir?” diye.

Az sonra Resûlullah, teşrîf etti o eve.

 

Onlar onu görünce, bir hayli sevindiler.

(Yâ Muhammed, hoş geldin, safâ geldin!) dediler.

 

Resûlullah, beşiğin yanına vardığında,

Nûr çocuk, mışıl mışıl uyurdu yatağında.

 

Alınca kokusunu, Resûlullahın lâkin,

Örtüsünü kaldırıp, göründü ona ilkin.

 

Neş'elendi, sevindi ve atıldı Resûle.

Sanki şöyle diyordu, lisân-ı hâli ile:

 

(Çok şükür nâil oldum, devlet-i dîdârına.

Açmadım hiç yüzümü, senden gayrılarına.

 

Henüz beni görmeden, vâlidemle pederim,

İstedim, sen göresin, buydu benim emelim.)

 

(İsmini ne koydunuz?) diye suâl edince,

Dediler ki: (Senindir, koy arzû ettiğince.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan