|
03 - HAZRET-İ OSMÂN
(Radıyallahü Anh)
RÂHATA MEMUR DEĞİLİM
“Osmân ibni
Affân”ın,
şehît edildiği gün,
Bir mûcizesi daha, gerçekleşti Resûl'ün.
Nitekim bir isyâncı, intikâm hırsı ile,
Ve Hazret-i Osmân'a olan düşmanlığıyle,
Doğruca,
hânesine gitti o Halîfenin,
Girip, her tarafına göz gezdirdi hânenin.
Maksadı, eşyasına vermekti zarar, ziyân,
O esnâda köşede, bir “Asâ” gördü o an.
O Server, bu asâyı kullanıp, sonra yine,
Hediye etmişlerdi "Osmân-ı zinnûreyn"e.
Bu asâyı görünce, gidip aldı o bedbaht,
Dizine karşı verip, kırmayı etti murâd.
Ve lâkin başkaları, onu îkâz ettiler.
(Resûl'ün asâsıdır, sakın kırma!) dediler.
O yine bu asâyı, karşı verip dizine,
Ona düşmanlığından, sonunda kırdı yine.
Ve lâkin o dizinde, geçmeden fazla zaman,
“Şirpençe” hastalığı, zuhûr etti sonradan.
Bu dertten, çok ızdırap ve acı çekti gâyet.
Ve aynı hastalıktan, ölüp gitti nihâyet.
Yine Habeşistân'a, giden ilk müslümânlar,
Birgün aslı olmayan, şu haberi duydular:
Gûyâ "Müslümânlarla, müşrikler hem barışmış,
Hem de, aralarında bir anlaşma yapılmış."
Bu habere sevinip, hemence Necâşî'den,
İzin alıp, Mekke'ye döndüler hepsi birden.
Lâkin öğrendiler ki, Mekke'de o gelenler,
"Yanlış" ve "asılsız"mış duydukları o haber.
O gün Hazret-i Osmân, Allahın Resûlüne,
Dedi: (Gittiğimizde, bizler Habeş mülküne,
İyi ticâret
yeri, gördük o memleketi.
Çok kazanç hâsıl eder, bir aylık ticâreti.
Rabbimiz, hicret yeri tâyin edene kadar,
Müslümânlar orada, bir müddet kılsa karâr.
Böylece kurtulurlar cefâsından Kureyş'in.
Bize çok lütfu oldu hükümdâr Necâşî'nin.)
Buyurdu:
(Tekrâr gidin, Habeşistân iline.
Ki, mahfûz olasınız Allahın ismi ile.)
Dedi: (Yâ
Resûlallah, Habeşistân'ın halkı,
İyi olup, kolayca teslim ederler hakkı.
Teşrîf buyurursanız, siz de Habeş iline,
Seve seve girerler onlar islâm dînine.)
Peygamber
Efendimiz, kendisine cevâben,
Buyurdu ki: (Râhata me'mur edilmedim
ben.
Hicret için, Rabbimden şimdi emir beklerim.
Nasıl emrolunursa, öyle amel ederim.)
Velhâsıl
Peygamberin, müsâdeleri ile,
Tekrâr Habeşistân'a yollandı bir kâfile.
|