|
03 - HAZRET-İ OSMÂN
(Radıyallahü Anh)
YERYÜZÜNE DAĞILIN!
Müşrikler,
mü'minlere ettikçe ezâ, cefâ,
Mü'minlerin sayısı, artıyordu çok daha.
Kâfirler bunu görüp, daha da azıttılar.
Bu işkencelerini, daha çok arttırdılar.
Sahâbenin çektiği bu cefâlara, fakat,
Pek çok üzülüyordu, o Server-i kâinât.
Zîrâ bu işkenceler, arttıkça artıyordu.
Buna, mübârek kalbi, hiç dayanamıyordu.
Birgün buyurdular ki, sahâbe-i güzîne:
(Ey eshâbım, dağılın şimdi siz
yeryüzüne.
Ümit ediyorum ki, yakında cenâb-ı Hak,
Sizleri, bir araya toplar yine muhakkak.)
Onlar suâl
etti ki Resûl-i müctebâya:
(Ne tarafa gitmemiz münâsiptir acabâ?)
Mübârek eli
ile, eyledi bir işâret,
Yâni “Habeşistân”ı, gösterdi istikâmet.
Buyurdu ki: (Gidiniz, Habeş
memleketine.
Oranın hükümdârı, zulmetmez milletine.
Bir kurtuluş kapısı açılıncaya kadar,
O doğruluk yurdunda, bir müddet kılın karâr.)
Bu hicret
karârıyla, Resûlullah o zaman,
Kurtarmış oluyordu eshâbını ezâdan.
Onun müsâdesiyle, eshâb hazırlanarak,
Hicrete başladılar, Mekke’den ayrılarak.
Lâkin Resûlullahtan ayrıldıkları için,
Çok üzülüyorlardı hepsi de için için.
Hazret-i "Osmân" ile, Hazret-i "Rukayye" de,
Bulunuyorlar idi ilk giden kâfilede.
Hazret-i Osmân için, o gün Nebiyyi zîşân,
Buyurdular ki: (Osmân, hiç şüphe yok
ki, şu an,
Lût
Peygamberden sonra, zevcesiyle birlikte,
Hicret eyleyenlerin, ilkidir böylelikle.)
Sahâbe-i
kirâmın, kimi binek alarak,
Kimi de hiç bineksiz, yâni yaya olarak,
Vatan ve evlerini bırakarak, bir gece,
Mekke’den ayrıldılar, kâfirlerden gizlice.
Tüccarlarla anlaşıp, verdiler belli ücret.
Gemilerle, Habeş’e ulaştılar nihâyet.
Müşrikler, sahâbenin böyle gidişlerine,
Vâkıf olup, atlarla düştüler peşlerine.
Ve lâkin boşa gitti onlardaki bu gayret.
Gidip me'yûs şekilde, ettiler geri avdet.
Habeş hükümdârının, ismi “Eshame” idi.
Âdil, merhametli ve insâflı bir kişiydi.
Gâyet iyi davrandı giden muhâcirlere.
Yerleştirdi onları, ülkesinde bir yere.
Müslümânlar, orada tam himâye gördüler.
Allaha, huzûr ile ibâdet eylediler.
|