|
03 - HAZRET-İ OSMÂN
(Radıyallahü Anh)
SELÂM SÖYLE OSMÂNA
Birgün evde
dururken Allahın Sevgilisi,
Osmân ibni Affân’ın, geldi bir hizmetçisi.
Hediye getirmişti, dört deve yükü buğday.
Dedi ki: (Efendimin hediyesidir bunlar.)
Resûl, "Muhâcirler"e
taksîm etti hepsini.
Düşünmedi o anda, hiç kendi hânesini.
Hizmetçi geri dönüp, geldi Efendisine,
Hâdiseyi, ayniyle nakletti kendisine.
Hazret-i Osmân ise, bu haberin ardından,
Dört deve yükü daha, gönderdi ambarından.
Resûlullah, onu da taksîm etti “Ensâr”a.
Kendi hânelerine, gelmedi yine sıra.
Duydu Hazret-i Osmân, bunu da hizmetçiden.
Dört deve yükü daha, gönderdi o gün hemen.
Sordu Resûl-i ekrem, o gelen hizmetçiye:
(Efendinin, ne kadar buğdayı kaldı?) diye.
Dedi: (Yâ Resûlallah, hiç kalmadı yanında.
Gönderdi tamâmını, ne varsa ambarında.)
Resûlullah,
bunu da öğrenip o gelenden,
Ellerini kaldırıp, bir duâ etti hemen:
(Yâ Rabbî,
kim bir ihsân ettiyse bana eğer,
Verdim mükâfâtını hepsinin birer birer.
Osmân’ın ihsânından, âciz kaldım ben fakat.
Ona sen, hazînenden karşılık ver kat be kat.)
O Server,
duâsını bitirmiş idi ki tam,
Geldi hemen yanına, Cibrîl aleyhisselâm.
Dedi: (Yâ Resûlallah, Rabbimiz şimdi
sana,
Selâm eder ve der ki, selâm söyle Osmân’a.
Râzı olduk biz onun, sana ihsânlarından.
Muaf kıldık onu biz, âhiret hesâbından.
Onun mükâfâtından, sen âciz kaldın ise,
Karşılığını vermek, zor gelmez aslâ bize.)
Birgün de
“Altın” koyup, yedi tabak içine,
Verdi o tabakları, yedi hizmetçisine.
Dedi: (Resûlullaha götürünüz bunları!)
Onlar dahî giderek, arz ettiler onları.
Peygamber Efendimiz, gâyet memnûn oldular.
(Peki, selâm söyleyin Osmân’a) buyurdular.
Lâkin arz ettiler ki onlar Efendimize:
(Bizi de, tabaklarla hediye etti size.)
O zaman
buyurdu ki Resûl-i ekrem dahî:
(Sana havâle ettim Osmân’ı yâ ilâhî!)
Resûl'ün bu
duâsı, vaktâ ki oldu tamâm.
Geldi yine Resûle, Cibrîl aleyhisselâm.
Dedi: Yâ Resûlallah, Rabbimiz şimdi sana,
Buyuruyor ki: (Benden selâm söyle
Osmân’a.
Onun bu ihsânına karşılık, “Huld” ve “Naîm”,
Adlı iki cenneti, ona ihsân eyledim.)
|