|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
RÜYÂDA AĞLADI
Hazret-i "Ebû
Bekr"in, son hastalık ânında,
Sahâbenin bâzısı, bulunurdu yanında.
Buyurdu ki: (Bu gece, istihâre eyledim.
Ki, “Bu halîfeliği, kime teslim
edeyim?”
Diledim
Rabbimizden, en çok hayırlısını.
Ve onun rızâsına, muvâfık olmasını.
Siz de bilirsiniz ki, yalan yok bende zinhâr.
Hayırlı olmasını istiyorum, o kadar.
Ben bu fikirde iken, uyumuşum öylece.
Resûl-i kibriyâyı, rüyâda gördüm gece.
İki “beyaz” elbise giymişti Fahr-i âlem.
Ben de, eteklerini tutuyordum ki, o dem,
Libaslar,
“yeşil” olup, başladı parlamaya.
Hattâ parlaklığından, imkân yoktu bakmaya.
İki yanında dahî, var idi iki kimse.
Onlar da giymişlerdi, nûrdan birer elbise.
Uzun boylu, heybetli kimselerdi ki onlar,
Hemen neş'elenirdi, yüzlerine bakanlar.
O vaziyette iken, Resûl aleyhisselâm,
Müsâfeha ederek, verdiler bana selâm.
Bir elini, göğsüme koyunca sonra benim,
O anda zâil oldu, cümle endîşelerim.
Buyurdu ki: (Biz seni, çok özledik ey Sıddîk!
Bize kavuşma vakti, yaklaştı şimdi artık.)
O böyle
buyurunca, dedim: (Yâ Resûlallah!
Ben dahî çok şiddetle özledim sizi Vallah.)
Sonra Resûl
buyurdu: (Sen şimdi, bu ümmetten,
Fârûk’u halîfe seç, hiç tereddüt etmeden.
Zîrâ Ömer-ül Fârûk, hem âdil, hem sâdıktır.
Yer ve gökte, herkesin rızâsını almıştır.)
Yanında
olanları, gösterip sonra bana,
Buyurdu: (Vezir olur, dünyâda bunlar
sana.
Hem vefâtın ânında, olur yardımcıların.
Cennete gidince de, olurlar komşuların.)
Dedim ki:
(Anam babam, fedâ olsun yoluna.
Bu kişiler kimdir ki, tanıtın lütfen bana.)
Buyurdular
ki: (Bunlar, melektir, insan değil.
Sağdaki Cebrâil’dir, soldakiyse Mîkâil.)
O esnâda
yanımdan ayrıldı Resûlullah.
Ben de hemen uyanıp, gördüm ki olmuş sabah.
Ağlamış olduğumdan rüyâda göz yaşiyle,
Her iki yanağım da, ıslanmış o yaş ile.
Evde bulunanlar da, yanıma toplanmışlar.
Ben ağladığım için, onlar da ağlamışlar.)
|