|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
ÖMER'E
YAKIŞIR MI?
Ömer bin
Abdülazîz, halîfeyken, ilk defâ,
Şöyle bir mektup yazdı, Sâlim bin Abdullah’a:
(Allahın
takdîriyle, emîr oldum millete.
Rabbimiz yardım etsin, bana bu vazîfede.
Senden ricâm şudur ki, deden Hazret-i Ömer,
Hakkında, gönder bana tafsîlâtlı bilgiler.
Zîrâ onun izinden yürümek istiyorum.
Kendime, onu örnek almalıyım diyorum.)
Sâlim dahî
yazdı ki, ona cevap olarak:
Yardımcı olsun sana, bu işte cenâb-ı Hak.
Dedem "Hazret-i Ömer", halîfe olduğu gün,
Maaş tâyin ettiler, ona eshâb-ı güzîn.
Hazret-i Ebû Bekr’in aldığı maaş kadar,
Ona dahî verdiler bir ücret, aynı miktâr.
Fakat bâzan düşerdi, maddî bir sıkıntıya.
Eshâb çâre aradı, toplanıp bu mevzûya.
Dediler: (Arz etsek de, bu durumu Ömer’e,
Maaşını, bir miktâr arttırsak ona göre.)
Hazret-i
Zübeyr ile, Hazret-i Alî, hemen,
Durumu Halîfeye söylemeye giderken,
Yolda, Hazret-i Osmân, durdurdu gidenleri.
Dedi: (Bilmez misiniz, acabâ siz
Ömer’i?
Zannetmem ki
yanaşsın, o bu teklîfinize.
Belki de celâllenip, kızacaktır hem size.
Lâkin kızı Hafsa’ya söyletirseniz eğer,
Onun hatırı için, inşallah kabûl eder.)
Gidip îzâh
ederek Hafsa’ya hemen bunu.
Dediler: (Sakın deme, bizlerden duyduğunu.)
O da, derhâl
giderek mübârek pederine,
Arz etti çekinerek, bunu kendilerine.
Lâkin Hazret-i Ömer, celâllenip âniden,
Sordu ki: (Kimdir seni, bana böyle
gönderen?
Ey kızım, söyle bana adı için Allahın.
Kaç tâne elbisesi vardı Resûlullahın?)
Dedi ki:
(Babacığım, Allah için diyorum.
İki kat elbisesi var idi, biliyorum.)
Buyurdu ki: (Ey
kızım, doğru dedin, ne iyi.
Peki, neydi Resûl'ün en kıymetli yemeği?)
Dedi:
(Umûmiyetle, arpa ekmeği yerdik.
Başkalarına dahî, ondan ikrâm ederdik.)
Sordu yine: (Ey
kızım, Allahın Resûlünün,
En geniş ve en râhat yaygısı neydi o gün?)
Dedi: (Kaba
kumaştan, vardı ki bir sergimiz,
Yazın dört kat edince, olurdu minderimiz.)
Buyurdu ki: (Ey
kızım, onlara git de söyle!
Seni göndermesinler bir daha bana böyle.
Dünyâda yaşayışı böyleyken Peygamberin,
Yakışır mı, hayâtı başka olsun Ömer’in?)
|