|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
AÇIKÇA
HİCRET ETTİ
Daha sonra
mü'minler, Akabe bîatiyle,
Sığınacak bir ülke bulmuşlardı hâliyle.
Ve lâkin öğrenince, o müşrikler bu şeyi,
Daha da
artırdılar, onlara işkenceyi.
Öyle ki, mü'minlere, Mekke’de hayât sürmek,
Tahammülü imkânsız bir hâl aldı giderek.
Mü'minler, bu sebeple, Allahın Habîbinden,
Müsâde istediler, "hicret" için Mekke’den.
İşte tam o günlerde, bir ara Resûlullah,
Eshâbının yanına teşrîf etti bir sabah.
Buyurdu: (Ey eshâbım, bana, hicret
yeriniz,
Bildirildi ki, o yer Medîne’dir biliniz.
Oraya hicret edin, Allahın izni ile.
Birleşin oradaki din kardeşlerinizle.
Rabbimiz, kardeş yaptı size o mü'minleri.
Huzûr bulacağınız yurt kıldı hem o yeri.)
Resûl'ün izni
ile, artık hep Medîne’ye,
Mü'minler, bölük bölük başladılar gitmeye.
Îtinâ ederdi ki ve lâkin müslümânlar,
Müşrikler, bu hicretin farkına varmasınlar.
Dikkat çekmemek için, geceleri, sessizce,
Küçük kâfilelerle, giderlerdi gizlice.
Lâkin "Hazret-i Ömer", kılıcını kuşanıp,
Yanına, oklarını ve mızrağını alıp,
Müşriklerin
önünde yürüdü Beytullah’a.
Açıkça tavâf etti Kâbe’yi yedi defâ.
Sonra, o müşriklere seslendi gür sesiyle.
Dedi:
(İşte, dînimi korumak gâyesiyle,
Ben de, Allah
yolunda, bugün hicret ederek,
Medîne’ye giderim, yurdumu terk ederek.
Evet, karısını dul, çocuklarını yetîm,
Bırakmak istiyorsa aranızda eğer kim,
Ve bana mâni
olmak isterse her kim eğer,
Şu vâdinin ardında, önüme çıksın o er!)
Ve yirmi
müslümânı, alıp sonra yanına,
Gittiler güpegündüz, Medîne yollarına.
Ömer ibnil Hattâb’dan korkularından, onlar,
Bu giden kâfileye, hiç dokunamadılar.
Göçün ardı arkası, artık kesilmiyordu.
Sahâbe, akın akın hep hicret ediyordu.
“Ebû Bekr-i Sıddîk” da, bu ara, hicret için,
Gelip talep edince Resûlden bir gün izin,
Buyurdu ki: (Sabreyle, bana dahî Rabbimiz,
İzin verir hicrete, seninle gideriz biz.)
O, şaşkınlık
içinde, eyledi hemen suâl:
Dedi: (Yâ Resûlallah, var mı böyle ihtimâl?)
Allahın
Habîbi de, buyurdu: (Vardır, evet!)
Hazret-i Ebû Bekir, sevindi buna gâyet.
|