|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
BENİ BİLEN BİLİYOR!
Kâbede
beklerdi ki, hep Kureyş kâfirleri,
Gelsin "Resûlullahın katledilme" haberi.
Bir ara
gördüler ki, bir grup gelenler var.
Önde Hazret-i Ömer, ardında müslümânlar.
Zannettiler ki: “Ömer, bütün müslümânları,
Toplayıp, esîr etmiş, getiriyor onları.”
Lâkin cin
fikirliydi, o alçak Ebû Cehil.
Görünce anladı ki, bu geliş öyle değil.
Korku ve endîşeye kapılarak bu sefer,
Uzaktan seslendi ki: (Bu ne hâldir yâ Ömer?)
Hazret-i Ömer
ise, hiç aldırış etmeden,
Şehâdeti söyleyip, haykırdı şöyle hemen:
(Beni bilen
biliyor, bilsin ki bilmiyen de:
Hattâboğlu Ömer’im, müslümân oldum ben de.
Yerinden, tek bir adım kıpırdarsa eğer kim,
Bilsin ki, karısı dul, evlâdı olur yetîm!)
Kureyşliler,
onun bu sözlerine şaştılar.
Bir anda dağılarak, hemen uzaklaştılar.
Dediler: (Gitti Ömer, Muhammed’in katline.
Öldürmek şöyle dursun, köle olmuş kendine.)
Böyle deyip,
döndüler geriye hepsi tekrâr.
Ve "Hazret-i Ömer"in, üstüne saldırdılar.
Karşı koydu o dahî, onların her birine.
Tutup o müşrikleri, çarptı birbirlerine.
Müşrikler gördüler ki, bu, böyle olmayacak.
Selâmeti, kaçmakta buldular hepsi ancak.
Peygamber Efendimiz, eshâbıyla, ilk kere,
O gün namâz kıldılar, Kâbe’de âşikâre.
Mü'minlerin kalpleri, şâd olmuştu ilk o gün.
Geldi Hazret-i Ömer, huzûruna Resûl'ün.
Dedi: (Yâ Resûlallah, acep zât-ı âliniz,
Kâbe içerisine girmek ister miydiniz?)
(Evet)
deyip, onunla, el ele tutuşarak,
Beytullah’ın içine girdiler ilk olarak.
Kâbe’nin içerisi, doluydu putlar ile,
Resûlullah, onları gösterip asâ ile,
Okudu bir âyet ki, şöyle idi meâlen:
(Hak gelince bir yere, bâtıl gider o
yerden.)
O putlara
hitâben, Hazret-i Ömer dahî,
Düşünmeden, şunları söyledi bizâtihî:
(Ey putlar! Peygamberdir Muhammed cümle halka.
Siz dahî şâhit olup, secde edin Allaha!)
O böyle
söyleyince, o anda bütün putlar,
Yüzleri üzerine, hep secdeye vardılar.
O an Hak teâlâdan, bir âyet geldi hemen.
Mânâ-yı şerîfi de, şöyle idi meâlen:
(Ey
Peygamberim, sana, kâfîdir, yetişirler,
Allah ve mü'minlerden sana tâbi kişiler.)
|