|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
SANA MÜJDELER OLSUN
Haykırdı "şehâdet"i,
Fâtıma din aşkından.
Çöktü Hazret-i Ömer, oraya şaşkınlıktan.
Sordu ki: (Okur iken, kim var idi seninle?)
Kız kardeşi dedi ki: (Yalnızdık zevcim ile.)
İnandıramamıştı lâkin ibni Hattâb’ı.
O, hiddetle kalkarak, derhâl buldu “Habbâb”ı.
Dövmeye başlayınca, yetişti “Saîd” hemen.
Lâkin Hazret-i Ömer, güçlüydü her birinden.
Koştu hemen Fâtıma, girdi aralarına.
Lâkin bir "tokat" ile, boyandı yine kana.
Çok incindi Fâtıma, onun bu vurmasından.
Kan akmaya başladı, bu sefer de ağzından.
Görünce "İbni Hattâb", kardeşinin kanını,
Kaldırdı üstlerinden, ezâ ve cefâsını.
Bir köşeye oturup, daldı bir tefekküre.
Sessizlik çöküverdi odaya birdenbire.
Vakit ilerlemişti, üzgün ve yorgundular.
Herbiri, bir tarafa çekilip oturdular.
Ve lâkin biraz sonra, kız kardeşi Fâtıma,
Abdest alıp, Kur’ândan, başladı okumaya:
(Yerlerde ve
göklerde ve bunlar arasında,
Olanların tamâmı, O'nundur esâsında.)
Okuyunca
Fâtıma Kur’ândan bu âyeti,
Ömer ibni Hattâb’ın, fazlalaştı hayreti.
Dedi: (Bu okuduğun, gerçek ise, ne iyi.
Mütâlâ eyliyeyim, ver de o sahîfeyi.)
(Bu, öyle
kitaptır ki...) dedi ibni Hattâb’a,
(Ancak temiz olanlar, dokunur bu kitâba.)
(Peki, ne
yapmalıyım?)
diye suâl edince,
Dedi: (Gusül abdesti almalısın ilk önce.)
Gusül almak
üzere, kalktı hemen yerinden.
Dedi ki: (Yâ Fâtıma, değişti kalbim birden.)
Başladı
okumaya sûreyi edeblice.
Okudukça, "islâm"a bel bağladı iyice:
(Sâdece Allah vardır ibâdet yapılacak.
Ve en güzel isimler, O'nundur hem de ancak.)
Dedi ki:
(Hakîkaten, ne kadar doğru hepsi.
Silindi kalbimdeki küfür, inkâr perdesi.)
"Kelime-i
tevhîd"i okudu sonra hemen.
O zaman Habbâb dahî, pek memnûniyetinden,
Dedi: (Müjde yâ Ömer, bir gün Fahr-i kâinât,
Şöyle duâ etmişti, Hak teâlâya bizzât.
Demişti ki: Yâ Rabbî, bu dîni eyle
tenvîr.
Ebû Cehil veyâhut Ömer’le kuvvetlendir.)
Şimdi, senin
hakkında kabûl oldu bu duâ.
Bundan büyük
bir nîmet, dünyâda yoktur daha.)
|