ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

BOYNUMUZU KESSEN DE 

 

Daha da hiddetlendi buna Hazret-i Ömer.

Dedi ki: (Doğru mudur söylediğin bu haber?)

 

Nuaym dedi: (Yâ Ömer, bana inanmıyorsan,

Git hemen evlerine, inanırsın o zaman.

 

Hem bunu anlamanın, söyliyeyim yolunu.

Git, kendi elin ile, boğazla bir koyunu.

 

Eğer yemezler ise, senin kestiğin eti,

Bil ki, kabûl etmişler onlar islâmiyyeti.)

 

Hiddetinden o anda, kan sıçradı beynine.

Ayrılıp gitti hemen, kardeşinin evine.

 

Varıp, kapılarını vuracak idi ki tam,

İçerden, kulağına, geldi tatlı "bir kelâm".

 

Koyuldu dinlemeye o sözleri pür dikkat.

Bunlar, "insan sözü"ne benzemiyordu fakat.

 

Meğer “Tâhâ sûresi” inmişti o günlerde.

Onu, Hazret-i Habbâb, okuyordu içerde.

 

Hem Hazret-i Ömer’in gelmesi korkusundan,

Kilitlemişler idi, kapıyı arkasından.

 

Kapıya, şiddet ile vurdu Hazret-i Ömer.

İçerde, sûre ile, Habbâb’ı gizlediler.

 

Açtılar korku ile kapıyı en nihâyet.

Baktılar ki o gelmiş, kılıç ile, pür hiddet.

 

Kız kardeşi Fâtıma, çok kızgın olduğunu,

Görse de, (Buyur!) deyip, içeri aldı onu.

 

Girdi Hazret-i Ömer içeri o hâneden.

Ve (Ne okuyordunuz?) diyerek sordu hemen.

 

Fâtıma, maksadını anlamıştı pek katî.

Doğruyu söylemeyip, gizledi hakîkati.

 

Dedi ki: (Aramızda, var idi bir mesele.

Onu konuşuyorduk, az önce zevcim ile.)

 

Lâkin Hazret-i Ömer, inanmadı buna pek.

Başladı eziyete, fenâ öfkelenerek.

 

Dedi ki: (Doğru imiş işittiğim o haber.

Siz de, onun sihrine aldanmışsınız meğer.)

 

Sonra zevci Saîd’i, yakasından tutarak,

Fırlatıp yere attı, fenâ gadaplanarak.

 

Kız kardeşi, zevcini kurtarmak gâyesiyle,

Koştuysa da, yıkıldı bir "tokat" darbesiyle.

 

O öfkeli tokatın şiddetiyle hem o an,

Kan akmaya başladı, her iki yanağından.

 

Fenâ cânı yanmıştı kardeşi Fâtıma’nın.

Lâkin çok kavî idi îmânları onların.

 

Hattâ o, îmânından aldığı kuvvet ile,

Derhâl feryât etti ki: (Yâ Ömer, beni dinle!

 

Niçin Hak teâlâdan korkmaz ve utanmazsın?

Ve onun gönderdiği Resûle inanmazsın?

 

Ben ve zevcim, inandık Allahın bu dînine.

Boynumuzu kessen de, dönmeyiz bundan yine.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan