|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
MÜSLÜMÂN OLUŞU
Peygamber
Efendimiz, el kaldırıp bir gece,
Allahü teâlâya, duâ etti şöylece:
(Yâ Rabbî,
bir kişiyle kuvvetlendir bu dîni.
Vesîle kıl bu işe, şu zâtlardan birini.
Ömer ibnil Hattâb’la, yâhut Amr bin Hişâm’la,
Bu islâm azîz olup, yayılsın ihtişâmla.)
Ertesi gün
Ebû Cehl, yâni Amr ibni Hişâm,
Kureyş kâfirlerini, toplayarak bir akşam,
Resûl'ün
aleyhinde, bir konuşma yaptı ve,
Teşvîk etti onları, "Resûlü öldürme"ye.
Dedi ki: (Abdullah’ın yetîmi, aramızdan,
Çıkarak, dînimizi kötüler hiç durmadan.
Hattâ aşağılar da bütün putlarımızı,
Onun bu davranışı, sıkmaz mı canınızı?
İşte ben, bugün size derim ki açık açık,
Onu öldürmedikçe, huzûr yok bize artık.
Bu işi becerene, yüz deve, ikiyüz at,
Ve sayısız altınlar vereceğim mükâfat.)
Önce Ömer bin
Hattâb, ayağa fırlayarak,
Dedi ki: (Hattâboğlu becerir bunu ancak!)
Onun bu
cevâbını, iyi karşıladılar.
(Haydi, görelim seni!) deyip alkışladılar.
Kabarmıştı o anda, câhiliyyet damarı.
Bu işi yapmak için, çıktı hemen dışarı.
Allahın Habîbini öldürmek maksadıyla,
Kılıcını alarak, pür hiddet çıktı yola.
“Nuaym bin Abdullah” da, geliyordu ilerden.
Onu böyle görünce, merakla sordu hemen.
Dedi: (Ey Hattâboğlu, bu şiddet, bu hiddetle,
Nereye gidiyorsun, ne maksat, ne niyetle?)
Dedi ki:
(Aramıza tefrikayı getiren,
Putları kötüleyip, bizlere ahmak diyen,
Muhammed’in
katline giderim bir an önce.
Bu ayrılık işine, son vereyim böylece.)
Nuaym dedi:
(Yâ Ömer, güç bir işe gidersin.
Sen onu öldürmeye, nasıl cüret edersin?
Zîrâ çok seviyorlar onu, îmân edenler.
Bir pervâne misâli, etrâfında dönerler.
Hem sonra, gelsen bile bu işin üstesinden
Nasıl
kurtulacaksın, Hâşimîler elinden?)
Kızdı
Hazret-i Ömer onun bu sözlerine.
Kılıcını sıyırıp, yürüdü üzerine.
Dedi: (Yoksa sen de mi onlardansın yâ
Nuaym?
Eğer bu doğru
ise, senin de işin tamâm.)
Nuaym bunu
görünce, fevkalâde korkarak,
Dedi: (Hayır yâ Ömer, sen şimdi beni bırak!
Müslümân olmuşlardır, hemşîrenle enişten.
Git, onların hâlini öğren önce istersen.)
|