ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

KURT KOYUNU YEMEZDİ

 

Hazret-i "Ömer Fârûk", öyle âdil idi ki,

Görmemişti bu dünyâ, böyle âdil meliki.

 

Kurt, koyunu yemezdi zîrâ onun devrinde.

Lâkin bu hâl kesildi, o vefât ettiğinde.

 

Yâni o göçer göçmez, bu dünyâ âleminden,

Kurtlar da, koyunlara saldırır oldu birden.

 

Nitekim "Ömer Fârûk", vefât ettiği günde,

Bir çoban, duruyordu sürüsünün önünde.

 

Âniden bir kurt gelip, saldırdı koyunlara.

O, (Vâh Ömer!) diyerek, feryât etti o ara.

 

“İnnâ lillâh...” okuyup, hep ağladı o günü.

Dediler: (Nasıl bildin, Ömer’in öldüğünü?)

 

Dedi ki: (Ey insanlar, sağ olsaydı o şâyet,

Kurt, koyuna bakmaya, edemezdi cesâret.

 

Senelerdir çobanlık yapıyorum bunlara.

Görmedim, bir kurt gelip saldırsın koyunlara.)

 

Hakîkaten geçince aradan az bir zaman,

"Tam o gün" öldüğünü, haber aldı o çoban.

 

Vaktâ ki Ömer Fârûk, dünyâdan gitti artık,

Sardı bütün dünyâyı, zifirî bir "karanlık".

 

Her çocuk, annesine sorardı ki koşarak:

(Gökyüzü siyah oldu, kıyâmet mi kopacak?)

 

Onlar dahî derdi ki: (Kıyâmete var zaman.

Lâkin Hazret-i Ömer, göç etti bu dünyâdan.)

 

Abdurrahman bin Avf da, nakleder ki şöylece:

(Dolaşırdık şehri biz, Halîfeyle her gece.

 

Lâkin belli noktaya gelince, istisnâsız,

(Sen burada dur!) deyip, giderdi kendi yalnız.

 

Vefât ettikten sonra, o yere gittiğimde,

Bir pîr-i fânî gördüm, hânelerin birinde.

 

Derdi ki: (Bütün gece, bekledim Ömer’i hep.

Gözlerim yolda kaldı, gelmedi, neden acep?)

 

Ben, mecbûren söyledim, (O vefât etti) diye.

O, (Vâh Ömer!) diyerek, başladı inlemeye.

 

Dedim: (Arkadaşıyım ben onun hacı baba!

O sana, nasıl hizmet ediyordu acabâ?)

 

Ağlayarak dedi ki: (Demek o etti vefât.

Bundan sonra Ömer’siz, yaşayamam ben fakat.

 

Zîrâ ben kimsesizim, yok bir hizmet edenim.

Bütün ihtiyâcımı, giderirdi o benim.

 

Onun yaptığı işi, sen yapamazsın, ama,

Bir yardım yapacaksan, âmin de şu duâma.)

 

Ellerini kaldırıp, dedi ki: (Yâ ilâhî!

Mâdem ki gitti Ömer, yaşatma beni dahî.)

 

Ellerini duâdan indirince yaşlı zât,

Duâsı kabûl olup, vefât etti o sâat.

 

Çok kıymeti varmış ki Hak teâlâ indinde,

Vefât etti hemence, duâsı bittiğinde.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan