|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
RABBİM
SENİ DOĞRULADI
"Hazret-i
Ömer" der ki: (Rabbimden, üç nesneyi,
İstedim, kabûl etti Rabbim de o üç şeyi.
Birincisi
şudur ki: Birgün, Resûlullahın,
Huzûr-u şerîfine gelerek oldum yakın.
Dedim: (Yâ
Resûlallah, makâm-ı İbrâhîm’i,
Namâz kılacak bir yer, etseydiniz dâimî.)
Ben böyle arz
edince, Cebrâil geldi hemen.
Bir âyet getirmişti, aynen bunu emreden.
Rabbimden istediğim, şudur ki öbür husûs:
Bir gün, Resûlullaha arz eyledim bâhusûs.
Dedim: (Yâ Resûlallah, sizin
huzûrunuza,
Bizler de geliyoruz, fâsıklar da hep kezâ.
Gelen hiçbir erkeğe, sizin zevceleriniz,
Hiç görünmeselerdi, böyle emretseydiniz.)
Ben böyle arz
edince, cenâb-ı Allah, yine,
“Örtünme âyeti”ni, gönderdi Habîbine.
Üçüncüsü şudur ki: Resûl'ün zevceleri,
Birbirine darılıp, üzmüştü o Server’i.
Mübârek zevcelerle, konuştum gidip bizzât.
Hakîkati bildirip, eyledim hem nasîhat:
Dedim: (Birbirinize inâd edip, siz
sakın,
İncitmeyin kalbini, aslâ Resûlullahın.
Yoksa, ona Rabbimiz, sizden iyi zevceler,
Vererek, bıraktırır sizleri birer birer.)
Benim, o
zevcelere dediğim gibi aynen,
Bir âyet-i kerîme, Resûle geldi hemen.)
Yine İbni
Hattâb’a, gelerek yehûdîler,
(Muhammed’e o gelen, hangi melek?) dediler.
Hazret-i Ömer dahî, buyurdu ki o zaman:
(Cibrîl aleyhisselâm, geliyor
muntazaman.)
Ona,
karşılığında dediler ki bu sefer:
(Ama hiç Cebrâil’i sevmezler bizimkiler.
Çünkü o, gizli olan sırlarımızı, tek tek,
Hemen haber veriyor Muhammed’e giderek.)
Onlar böyle
deyince Ömer ibnil Hattâb’a,
Elinde olmaksızın, geldi birden gadaba.
Dedi: (Ey zavallılar, siz onu
sevmemekle,
İnkâr ediyorsunuz o Resûlü elbette.
Hazret-i Cebrâil’i sevmezse biri şâyet,
Allahü teâlânın, düşmanıdır o elbet.)
O sırada
Cebrâil, Resûle geldi hemen.
Bir âyet getirdi ki, şöyle idi meâlen:
(Allahın
Resûlüne ve peygamberlerine,
Cibrîl’e, Mîkâil’e, sâir meleklerine,
Kim düşman
olur ise, şüphesiz Allah dahî,
Bu gibi kâfirlere düşmandır bizâtihî.)
Âyet-i
kerîmeyi okuyarak o Server,
Buyurdu: (Rabbim seni doğruladı yâ
Ömer!)
|