|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
ÇOCUĞUN NASÎHATİ
"Ömer
Fârûk", Kur’ândan, azâb âyetlerini,
Okuyunca, bayılır, kaybederdi kendini.
Günlerce hasta yatar, gelemezdi kendine.
Dostları, ziyârete gelirlerdi evine.
“Allah korkusu” ile, ağlardı ki o kadar,
İz yapmıştı yüzünde, gözünden akan yaşlar.
Yine bir gün, evinin önünde duruyordu.
İçeride, Kur’ân-ı kerîm okunuyordu.
(Rabbinin azâbları, olacak ebediyyen.)
Âyetini duyunca, sarardı benzi birden.
Bayılmak üzereyken, bu hâlini gördüler.
Kendisini oradan, evine götürdüler.
Bir gün yine evinden, mescide gidiyordu.
Bir çocuk da, önünde, hızlıca yürüyordu.
Buyurdu ki: (Evlâdım, sen küçük bir
çocuksun.
Mescide, niçin böyle acele gidiyorsun?)
Çocuk dedi: (Biz evde, yakarken hep ocağı,
Küçüklerle yakarız, büyükçe olanları.
Dün, benden daha küçük bir çocuk etti vefât.
Yakında belki ben de, ederim Hakka vuslat.)
Bir küçücük
çocuktan, işitince bunları,
O kadar ağladı ki, ıslandı sakalları.
Bir gece de, Halîfe, gezerken şehri, birden,
Konuşmalar işitti, hânelerin birinden.
Bir kadın, (Haydi kızım, süte su kat!) diyordu,
Kız ise, bu teklîfe, rızâ göstermiyordu.
Diyordu: (Anneciğim, bak Emîr-el mü'minîn,
Demişti ki, “Sütlere, su ilâve etmeyin!”)
Kadın, yine
ısrârla diyordu: (Kat bir ölçek.
Gece vakti Halîfe, bizi nerden görecek?)
Kız dedi:
(Görmese de Halîfe gerçi bizi,
Lâkin Allah görüyor bizim her işimizi.
Rabbimiz değil midir, bizi yoktan var eden?
Nasıl harâm
işlenir, O bizi görüyorken?)
Duydu
Hazret-i Ömer, kızın bu sözlerini.
Çok hoşuna
gitti ve öğrendi evlerini.
Acele eve dönüp, buyurdu ki oğluna:
(Bir sâliha kız buldum, alayım onu
sana.)
Sabah gitti o
eve, kapıyı çaldı hemen.
Kadın, onu görünce, telâşlandı âniden.
Buyurdu ki: (Ey hâtun, Allahın emri
ile,
Kızını, oğlum için, geldim talep etmeye.
Çünkü senin kızının, duydum bir kelâmını.
Takvâsı sebebiyle, verdim bu karârımı.)
Kadın çok
memnûn olup, gönülden kabûl etti.
Kız, takvâ sebebiyle, kazandı bu nîmeti.
Hattâ “İkinci Ömer” denmekle meşhûr olan,
“Ömer bin Abdülazîz”, zuhûr etti bunlardan.
|