ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

ONLAR BÖYLEYDİ

 

Hazret-i "Ömer Fârûk", Selmân-ı Fârisî’ye,

Emir verip, Îrân’a gönderdi “Vâli” diye.

 

O dahî bu emirle, Îrân’a geldi hemen.

Başladı vazîfeye, hiç vakit geçirmeden.

 

Vâli oldu ise de Îrân’a her ne kadar,

Yine, "tevâzû" ile yaşardı, orta karâr.

 

Az şey ile geçinir, ederdi hep kanâat.

Sürerdi fakîrâne, gâyet sâde bir hayât.

 

Ve lâkin biraz "ağrı" gelince bedenine,

Çağırıp sordu bunu, o yerin tabîbine.

 

O dedi: (Bu illete, Şam kilimi iyidir.

Evinde kullanırsan, gâyet fâidelidir.)

 

Tabîbin tavsiyesi bu olunca, nihâyet,

Alıp serdi evine, o kilimden bir adet.

 

Ve lâkin dedikodu yaptı bunu ahâlî.

Dediler ki: (Değişti, vâlinin eski hâli.

 

Önceden, hiç parası bulunmazken elinde,

Şimdi, Şam kilimleri, serilidir evinde.

 

Bulamayan var iken, bir ekmek dilimini,

O nasıl kullanıyor, hem de Şam kilimini?)

 

Sonra bu dedikodu, ulaştı Medîne’ye.

Şikâyet eylediler, vâliyi Halîfeye.

 

Ne zaman ki Halîfe, muttalî oldu buna,

"Selmân-ı Fârisî"yi, çağırdı huzûruna.

 

Gâyesi şu idi ki, öğrensin hakîkati.

Yoksa o, vâlisine güvenirdi pek kat'î.

 

Vâli emri alınca, binerek devesine,

Acele vâsıl oldu, Medîne beldesine.

 

Emîr-ül mü'minîni, görünce tâ öteden,

Devesinden inerek, yaklaştı ona hemen.

 

Müsâfeha ederek, arz etti ki: (Yâ Ömer!

Affedin bendenizi kusûrum varsa eğer.)

 

Buyurdu: (Geldi bana, senden bâzı şikâyet.

Nedir o Şam kilimi, hakîkati beyân et?)

 

Dedi: (Hastalığıma iyi geldiği için,

Almıştım o kilimi, doğrusu budur işin.

 

Yoksa, Resûlullahın yolundan ayrılmadım.

Ayrılmam aslâ yine o yoldan tek bir adım.)

 

Halîfe memnûn olup, buyurdu ki: (Yâ Selmân!

Sen de, benim hatâmı beyân et biliyorsan.)

 

Dedi: (Ben de duydum ki, hâlen zât-ı âliniz,

İki kat elbiseye, birden mâlikmişsiniz.

 

Peygamber-i zîşân’ın, tek elbise giydiği,

Zât-ı âlinizce de, mâlûmdur gâyet iyi.)

 

Dedi: (Evet, mâliktim iki kat elbiseye.

Lâkin verdim birini, daha muhtâç kimseye.

 

Sonra tövbe ederek, ettim ki şöyle niyâz:

Yâ Rab, Resûl yolundan ayırma beni biraz!)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan