|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
MÜSLÜMÂNIN
ÜÇ HASLETİ
Bir gün "Hazret-i
Ömer", halîfe iken, yine,
Yeni, temiz elbise giyinip üzerine,
Cumâ namâzı
için, câmiye gidiyordu.
Lâkin yolda giderken, üzücü bir şey oldu.
Şöyle ki, üzerine, bir damın oluğundan,
“Kanlı su” döküldü ve üzüldü gâyet bundan.
Sonra, "başkasına da zarar verir" diyerek,
Kaldırttı o oluğu, derhâl emir vererek.
Lâkin o ev, "Hazret-i Abbâs"ın idi bizzât.
Kendi de, dam üstünde bulunurdu o sâat.
Yıkayıp, yaralanmış bir kedi yavrusunu,
Dökmüştü o oluğa, onun "kanlı suyu"nu.
Halîfe, üzerini değiştirerek yine,
Geldi Resûlullahın amcasının evine.
O yağmur oluğunu, kaldırtmış olduğundan,
Sebebini söyleyip, özür diledi ondan.
Lâkin Hazret-i Abbâs, arz etti ki: (Yâ Ömer!
Onu, bizzât oraya, koymuş idi Peygamber.)
O böyle
söyleyince, Halîfe üzüldü pek,
Başladı ağlamaya, (Ben ne yaptım!) diyerek.
Bu pişmânlık içinde, ricâ etti: (Yâ
Abbâs!
Öyle ise gel şimdi, sen benim sırtıma bas.
O yağmur oluğunu, eskisi gibi yine,
Elin ile yerleştir, tekrâr eski yerine.)
O dahî
(Peki!) deyip, hiç vakit geçirmeden,
O oluğu, yerine yerleştirdiler hemen.
Biri dahî Resûl'den, nasîhat isteyince,
Ona buyurdular ki: (Sinirlenme
hemence.
En iyiniz, geç kızıp ve çabuk barışandır.
En kötünüz, tez kızıp, çabuk barışmayandır.
Bir kimse, Allah için yenerse gazabını,
Kaldırır Allah dahî, o kuldan azâbını.)
Eğer bir
müslümânda, var ise şu üç haslet,
Hak teâlâ o kula, acır, eder merhamet.
Biri, “Nîmete şükür”, biri de, “Affetmek”tir.
Üçüncüsü, kızınca, “Öfkesini yenmek”tir.
Bir kimse kızdığında, davranırsa yumuşak,
Kalbini, "îmân" ile doldurur cenâb-ı Hak.
Bir kul da, kızdığında, gizlerse gadabını,
Allah da gizler onun, mahşerde günâhını.
Bir gün "Hazret-i Ömer", Resûl'ün huzûruna,
Varıp, ricâ etti ki: (Bir amel söyle bana.
Öyle ki, kolay olsun işlemek o ameli.
Hem de bana mahşerde, olsun çok fâideli.)
Buyurdu:
(Örtücü ol aybını insanların.
Şeref ve nâmûsunu, koru müslümânların.
Eğer böyle
edersen, mahşerde de muhakkak,
Senin kusûrlarını, affeder cenâb-ı Hak.)
|