|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
NİÇİN MÂNİ OLMADIN?
Bir yıl "Hazret-i
Ömer", emredip askerine,
Gazâya göndermişti, Îrân’ın üzerine.
Düşmanla, şiddetli bir savaşa giriştiler.
Allahın yardımıyla, zafere eriştiler.
Sayısız ganîmetle döndüler Medîne’ye.
Bu sevinç ve sürûrla, çıktılar Halîfeye.
Yüz vermedi Halîfe, onlara o gün fakat.
Hattâ soğuk davranıp, etmedi hiç iltifât.
Onlar bunu görünce, yıkıldılar âdetâ.
Dediler ki: (Muhakkak, işledik biz bir hatâ.)
Ve oğlu
Abdullah’ı, hâtırladılar o an.
Dediler: (Bu husûsu, soralım gidip ondan.)
Geldiler
Abdullah’ın yanına onlar derhâl.
Anlatıp, dediler ki: (Böyledir işte ahvâl.
Gazâdan, zafer ile döndüğümüz hâlde biz,
Nedense yüz vermedi, bize hiç pederiniz.
Hâlbuki bundan evvel, dönünce bir gazâdan,
Ayrı ayrı iltifât ederdi bize baban.
Muhakkak hatâmız var, bunu biz biliyoruz.
Ama nedir o hâta? Öğrenelim diyoruz.)
Abdullah ibni
Ömer, sordu ki hâzirûna:
(Siz böyle mi çıktınız, babamın
huzûruna?)
Meğer onlar,
Îrân’dan, "görkemli elbise"ler,
Giyip de, o şekilde huzûruna girmişler.
Çıkararak hemence, o üstündekileri,
Giydiler her zamanki, "eski elbise"leri.
İzin alıp, huzûra girince tekrâr yine,
Çok iltifât eyledi, bu sefer herbirine.
Hâl ve hâtırlarını, sorarak hem de bizzât,
Hepsiyle ilgilenip, eyledi çok iltifât.
Birisi, cesârete gelerek sahâbeden,
Bu işin hikmetini, edeble sordu hemen.
Dedi ki: (Bundan önce, geldiğimizde size,
Hikmeti ne idi ki, bakmadınız hiç bize?)
Buyurdu: (O
esvâpla, görünce sizi o an,
Şöyle geldi kalbime, hiç elimde olmadan:
“Değişti
sahâbenin bugün elbiseleri.
Bu gidişle ilerde, değişir hep kalpleri.”
Yârın mahşer
gününde, kavuşunca Resûl’e,
Korkarım, sorar bana: (Yâ Ömer, bana
söyle!
Görmedin mi gazâdan geri dönen erleri?
Nasıl
değiştirdiler, onlar elbiseleri.
Sonra, kalpleri dahî değişti de onların,
Bunları göre göre, niçin mâni olmadın?)
İşte, bundan
ötürü, siz gazâdan dönünce,
İltifât edemedim, sizi öyle görünce.
Vaktâ ki çıkardınız, siz o elbiseleri.
Zâil oldu endîşem, iyi gördüm sizleri.)
|