ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

EHL-İ BEYTE HÜRMETİ

 

"Ömer ibnil Hattâb"ın devriydi ki, bir zaman,

Çok fazla ganîmetle, dönüldü bir gazâdan.

 

Zîrâ kavuşulmuştu, çok büyük bir zafere.

Toplanan ganîmetler, dağılırdı erlere.

 

Hazret-i Ömer dahî, bizzât bulunuyordu.

Erlerin hissesini, o tâyin ediyordu.

 

Ganîmet, hisse hisse dağılırken erlere,

Hazret-i "Hasan” geldi, hisse için o yere.

 

Halîfe, görür görmez Hasan’ın geldiğini,

(Bin dirhem gümüş verin!) diye verdi emrini.

 

Az sonra teşrîf etti, Hazret-i "Hüseyin"de.

(Bin dirhem) tâyin etti, onun hissesini de.

 

Her ikisine dahî, gösterdi saygı, edeb.

Sonra, oğlu “Abdullah” eyledi hisse talep.

 

(Beşyüz dirhem) verince, hissesini oğlunun,

Dedi ki: (Babacığım, hikmeti ne ki bunun?

 

Sizce de mâlûmdur ki, ben, yetişkin bir gencim.

Hem de Resûlullahla, vâkidir hayli cengim.

 

Nice başlar kesmişim Resûlullah önünde.

Hiç geri durmamışım, aslâ bir cenk gününde.

 

"Hasan"la "Hüseyin"e, biner dirhem verirken,

Ne için bendenize, verdiniz beşyüz dirhem?)

 

Buyurdu ki: (Ey oğlum, otur da beni dinle!

Bir mi olmak istersin, "Hasan" ve "Hüseyin"le?

 

"Aliyyül Mürtezâ"dır, onların pederleri.

Hem de “Resûlullah”tır, mübârek dedeleri.

 

“Hazret-i Fâtıma”dır, anneleri onların.

Şânları çok yüksektir, o iki bahtiyârın.

 

“Câfer-i Tayyâr” ile, “Hazret-i Ukayl” dahî,

Amcaları olurlar, onların bizâtihî.

 

Hazret-i “Ümm-i Gülsüm” ve “Rukayye” hâtunlar,

O iki mübâreğin, teyzeleri olurlar.

 

Onlar, Resûlullahın elinde büyüdü hem.

Olur mu bundan büyük bir fazîlet ve kerem?

 

İşte onlar, Resûl'e olmuşken böyle yakın,

Sen, kendini onlarla, yoksa bir mi tutarsın?)

 

Abdullah, babasından duyunca bu sözleri,

Utandı, mahcûb oldu, yaşla doldu gözleri.

 

Hazret-i Alî’nin de, gitti bu kulağına.

Hasan’la Hüseyin’i, çağırdı huzûruna.

 

Dedi: (Buyurmuştu ki o Server Ömer için:

“O, islâmın nûru ve ışığıdır Cennetin.”)

 

Bunu, babalarından öğrenince o gençler,

Koşarak, kendisine bunu müjdelediler.

 

Sevinip, bir kâğıda kaydetti bunu hemen.

Vasıyyet eyledi ki: (Vefât ettiğimde ben,

 

Kabrime, bu kâğıtla defnedin ki o günde,

Kâfi gelir bu senet, bana mahşer gününde.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan