ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

DÜŞMANIM NEFSİMDİR !

 

Bir gün Hazret-i Ömer, evinde otururken,

Dediler: (Elçi geldi, şimdi Bizans ilinden.)

 

İçeri girmesine, verildi ona izin.

Girdi elçi içeri, bir husûsu arz için.

 

Bizans imparatoru, bu elçisiyle meğer,

Göndermiş Halîfeye, bir garip hediyeler.

 

İlki, bir “Doğan kuşu”, ikincisi, bir “Köpek”.

Ve bir şişe dolusu “Zehir” ki, şiddetli pek.

 

Arz etti Halîfeye işbu hediyeleri.

Ve anlattı tek be tek, ne ise hünerleri.

 

Dedi: (Bu “Doğan kuşu”, avcıdır ki pek yaman,

Olmadı bugüne dek, pençesinden kurtulan.

 

Bu “Tazı köpeği” de, kaçırmaz bir avını.

Görmedik bunca zaman, elinden kurtulanı.

 

Bu “Zehir”e gelince, pek fazla te'sîrlidir.

Zerresi, bir insanı öldürmeye kâfidir.

 

Varsa bir düşmanınız, halkınızın içinde,

Ondan kurtulursunuz, bu zehir sayesinde.)

 

Dinledi o elçiyi, o gün Hazret-i Ömer.

Lâkin bu sözlerine, vermedi hiçbir değer.

 

Buyurdu ki: (Ey kişi, bir şey diyeyim sana.

Methettiğin bu kuştan, fayda gelmez insana.)

 

Çözdürüp bağlarını, sonra o kuşcağızın,

Onun gözü önünde, salıverdi ansızın.

 

Sonra da buyurdu ki: (Bu köpek de lüzûmsuz.

Zincire bağlamışsın, bak hayvan çok huzûrsuz.)

 

Emir verip, çözdürdü onu dahî ânında.

Saldı sonra dışarı, o elçinin yanında.

 

Sonra, aldı eline o “zehir şişesi”ni.

O anda, korku sardı Bizans’ın elçisini.

 

Buyurdu ki: (Ey kişi, dedin ki biraz önce:

“Zerresi, bir insanı öldürüyor hemence.”

 

Bunu, düşmana karşı tavsiye ediyorsun.
"Onlardan, bu zehirle kurtulursun" diyorsun.

 

Lâkin yoktur halkımdan bir kimse, bana düşman.

Tek düşmanım vardır ki, nefsimdir o da şu an.)

 

Elçi, merak içinde süzerken kendisini,

Yaklaştırdı ağzına, o "zehir şişesi"ni.

 

Peşinden, “Besmele”yi okuyup ihlâs ile,

İçti bütün zehiri, kalmadı biraz bile.

 

Elçi bunu görünce, dehşete düştü birden.

Kaybetti kendisini, o anda hayretinden.

 

Ayılıp, Halîfeyi sapa sağlam görünce,

Kalbi, "islâmiyyet"e meyletmişti iyice.

 

Kapandı Halîfenin, nûrlu ayaklarına.

Şehâdeti getirip, derhâl geldi îmâna.

 

Gitmedi ondan sonra Bizans’a tekrâr geri.

“İslâma hizmet” ile, geçti kalan günleri.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan