ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

KİBİRE KAPILMADI

 

"Ömer ibnil Hattâb"ın devrinde, çok memleket,

Fetholup, geçti ele, nice mal ve ganîmet.

 

Onun şânı şöhreti, çıkmışken zirvesine,

Eski yaşayışını, değiştirmedi yine.

 

Yerdi acıktığında, kuru “arpa ekmeği”,

Ve “yamalı” olarak, giyerdi elbiseyi.

 

Kızı Hazret-i Hafsa, zevcesiydi Resûl'ün.

Resûlullahtan sonra, yaşadı bir nice gün.

 

Muhterem babasının, bu haşmetli devrinde,

Ziyârete gelmişti, onu kendi evinde.

 

Bir ara hırkasına, dikkatle etti nazar.

Gördü ki, üzerinde tam "oniki yama" var.

 

Dedi ki: (Babacığım, çok eskimiş hırkanız.

Bunu giymeseniz de, yenisini alsanız.)

 

Buyurdu ki: (Ey kızım, bu nasıl sözdür öyle?

Benden daha yakındın, zevce idin Resûl'e.

 

Dünyâdan kaçtığını bilmez misin Resûl'ün?

Ehemmiyet verdi mi dünyâya, O hiçbir gün?

 

Vefâtı yakın iken, çağırdı bir gün beni.

Bildirdi bu husûsta, bana vasıyyetini.

 

Buyurdu ki: (Yâ Ömer, vefât eylediğinde,

Eğer bulmak istersen, beni mahşer yerinde,

 

Ayrılma benim ile, Ebû Bekr’in yolundan.

Şimdiki şu hâlini, değiştirme hiçbir an.)

 

Ey kızım, böyle iken vasıyyeti Resûl'ün,

Değiştirebilir mi, hâlini Ömer bugün?)

 

Yine halîfe iken bir gün, Hazret-i Ömer,

Bir yerde otururdu, eshâb ile berâber.

 

"Hurma lifi"nden idi, üstündeki hırkası.

Var idi üzerinde, "on tâne" de yaması.

 

Buna şâhit olunca, o gün eshâb-ı güzîn,

Üzülüp, dediler ki: (Yâ emîrel mü'minîn!

 

Bu yamalı hırkayı, giymeseniz de şu an,

Yenisini alsanız sultânlara yakışan.)

 

Halîfe, bu sözlerden üzüldü, celâllendi.

Sahâbe-i güzîne, şöyle hitâb eyledi:

 

(Siz hâlâ zâhire mi, dışa mı bakarsınız?

Niçin bu vesveseden, hâlâ kurtulmazsınız?

 

Bahşetti Allah bize, “İslâm” gibi nîmeti.

Var mı bunun yanında, başka şeyin kıymeti?

 

Bu, öyle devlettir ki, herkese nasîb olmaz.

Şükrünü yapmak için, kimsede güç bulunmaz.

 

O, "îmân" nîmetini, vermişken hepimize,

Hırkanın eskiliği, ne zarar verir bize?

 

“İslâm”la azîz etti bizleri Hak teâlâ.

Şık görünmek arzûsu, ne arar sizde hâlâ.)

 

Edeb ile dinleyip, vermediler bir cevap.

Zîrâ bu sözlerine, hak verdi cümle eshâb.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan