|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
HZ. EBÛ BEKR'İN VASIYYETİ
Hazret-i
Büreyde’den, edilir ki rivâyet:
O Server, bir
gazâdan, zaferle etti avdet.
Vaktâ ki Medîne’ye, sağ sâlim döndüğünde,
Bir siyâhî
câriye, gelip durdu önünde.
Dedi: (Yâ Resûlallah, adamış idim ki ben,
Eğer sen, bu
gazâdan döner isen sâlimen,
Avdet
eylediğinde, huzûruna geleyim.
Eğer izin
verirsen, tef çalıp söyliyeyim.)
O Server,
câriyenin bu arzûsunu duydu,
(Eğer
adadıysan çal, yoksa çalma!)
buyurdu.
(Adamıştım) diyerek câriye o Server'e,
Başladı
huzûrunda, tef çalıp söylemeye.
Az sonra “Ebû Bekr”in, fark etti geldiğini.
Buna rağmen
susmayıp, çaldı yine tefini.
Biraz sonra oraya, “Osmân ibni Affân”da,
Geldi, fakat
câriye susmadı o zaman da.
Bir müddet geçince de, geldi “Hazret-i
Alî”.
Yine de
câriyenin, değişmedi o hâli.
Lâkin “Hazret-i Ömer” gelir gelmez o yere,
Câriye, tef
çalmayı bıraktı birdenbire.
Tefinin üzerine, oturdu hiç çalmadan.
Peygamber
Efendimiz, buyurdu ki o zaman:
(Yâ Ömer, bil
ki şeytân, senden korkar bir nice.
Câriye, tef
çalmayı bıraktı sen gelince.)
Sa’d bin ebî
Vakkâs, nakleder yine bir gün:
Hazır
bulunuyorduk, huzûrunda Resûl'ün.
Henüz “Örtünme emri”, gelmemiş olduğundan,
Yanında,
kadınlar da olurdu bâzı zaman.
Ona, islâmiyetten suâl soruyorlardı.
Yanında,
yüksek sesle konuşup dururlardı.
O an “Hazret-i Ömer”, kapıya geldi birden,
Ve müsâde
istedi, girmek için Resûl'den.
Ömer ibnil Hattâb’ın sesini işitince,
Kadınlar, o
odayı terk ettiler hemence.
Biraz sonra odaya, girdi Hazret-i Ömer.
Tebessüm
ediyordu, o sırada Peygamber.
Buyurdu ki: (Yâ Ömer, şimdi kadınlar
vardı.
Bana,
islâmiyetten suâl soruyorlardı.
Lâkin senin sesini işitince âniden,
Perdenin
arkasına kaçtılar hepsi hemen.)
Yine Hazret-i
Sıddîk, az kala vefâtına,
Osmân ibni
Affân’ı, dâvet etti yanına.
Buyurdu ki: (Yâ Osmân, yazdım ki bir vasıyyet.
Ben ölünce,
sen bunu, eshâba şöyle arz et:
Ben, Ömer bin Hattâb’ı, halîfe seçtim
bizzât.
Benden sonra
hepiniz, ona edin itâat.)
Cümle eshâb-ı
kirâm, bunu kabûl ettiler.
Onu halîfe
seçip, itâat eylediler.
|