|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
ONUN FİKRİ DOĞRU ÇIKTI
Bir hadîs-i
şerîfte, buyurdu Resûlullah:
(Doğru sözü,
Ömer’in, diline koydu Allah.)
Zîrâ Bedir
harbinden dönüldüğünde geri,
Getirdiler
küffârdan alınan esîrleri.
Peygamber Efendimiz, sordu her Sahâbîye:
(Esîrler
hakkındaki fikriniz nedir?)
diye.
Hazret-i Ebû Bekir, arz etti ki cevâben:
(Onlar kendi
kavmimiz, öldürmeyelim hemen.
Sıkı tâkip edelim, onların işlerini.
Birer fidye
alarak, bırakalım hepsini.
Ümit ediyorum ki, ilerde bu esîrler,
Tövbe edip,
îmânla şereflenebilirler.)
Sonra
Hazret-i Ömer, fikrini eyledi arz.
Dedi: (Yâ
Resûlallah, bunlara şefkat olmaz.
Zîrâ tekzîb ettiler, seni tâ baştan beri.
Hattâ şehît
ettiler, nice sahâbîleri.
Seni dahî katl için, teşebbüse geçtiler.
Mekke’den
çıkman için, seni mecbur ettiler.
Bunun için derim ki, öldürüp herbirini,
Temizlemiş
olalım kâfirlerden bu dîni.
Bunun için meselâ, emrediniz Alî’ye.
Öldürsün
kardeşini, o, kendi eli ile.
Öldürsün Hamza dahî, karındaşı Abbâs’ı.
Ben dahî
öldüreyim, akrabâmdan şu şahsı.
Çünkü reisleridir, bu kişiler küffârın.
Kat’î
düşmanıdırlar, bunlar müslümânların.)
Resûlullah
cevâben, bir şey buyurmadılar.
Fikirleri
dinleyip, oradan ayrıldılar.
Birazdan teşrîf edip, buyurdu ki:
(Muhakkak,
Değişik halk
etmiştir, kalpleri cenâb-ı Hak.
Yâ Ebâ Bekr, benzersin sen İbrâhîm Nebî’ye.
Hayır duâ
etmişti, o, kâfir ahâliye.
Sen de Mûsâ Nebî’ye benziyorsun yâ Ömer!
Onun
bedduâsıyla, boğulmuştu kâfirler.)
Hazret-i Ömer
der ki: O gün Resûl-i zîşân,
Ebû Bekr’in
re'yine, karâr verdi o zaman.
Lâkin Resûlullahı gördüm ki ertesi gün,
Sıddîk ile
birlikte, ağlıyordu çok üzgün.
Merakla yanlarına yaklaştım ben o zaman.
Dedim: (Yâ
Resûlallah, nedir sizi ağlatan?)
Buyurdu ki:
(Yâ Ömer, esîrler hakkında ben,
Fidye alıp
bırakmak, fikrini seçtiğimden,
Yanılmış
olduğumu, bildirdi Hak teâlâ.
Az kalsın bir
azâba olacaktık mübtelâ.
Öyle yakın geldi ki o azâb üstümüze,
Şu gördüğün
ağaçtan, daha yakındı bize.
Eğer o, başımızdan çevrilmeseydi geri,
Olmazdı tek
kurtulan, Sa’d ile senden gayri.)
|