|
01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR
(Radıyallahü Anh)
HZ. EBÛ BEKR'İN
VEFÂTI
Hazret-i "Ebû
Bekir", göçünce bu dünyâdan,
Üzüntüye gark
oldu, cümle eshâb o zaman.
Resûl'ün vefâtında olduğu gibi, yine,
Ağlama
sesleriyle doldu bütün Medîne.
Bu haber erişince Aliyyül Mürtezâ’ya,
“İnnâ lillâh...”
okuyup, başladı ağlamaya.
Techîz ve tekfînini, bizâtihî yaparak,
Şöyle hitâb
eyledi, başında ağlayarak:
(Yâ Ebâ Bekr,
kavuştun sen ebedî âleme.
Lâkin
ayrılığınla, gark olduk biz eleme.
Sendin Resûlullahın, en yakın arkadaşı.
Sendin Onun
mûnisi, müşâviri, sırdaşı.
Sen oldun o Resûl'ü ilk defâ tasdîk eden.
Sen oldun "ilk
müslümân" olmakla şereflenen.
Herkesin îmânından, kuvvetliydi îmânın.
Sendin
Resûlullaha, herkesten daha yakın.
Resûlullah, sana çok şefkatli davranırdı.
Hepimizden
daha çok, seni azîz tutardı.
Hepimizin içinde, en fazla sen cömerttin.
Yaptığın
hayırlarla, herkesten öne geçtin.
Her kimin derdi olsa, yetişirdin ânında.
Hicrette sen
bulundun Peygamberin yanında.
İyilik ve ahlâkta ve vücût biçiminde,
Ona, en çok
benzeyen, sendin eshâb içinde.
Söylerken herkes onun yalancı olduğunu,
Arslan gibi
çıkarak, sen tasdîk ettin onu.
Herkes kötü söylerken Allahın Habîbine,
Sen
ferahlatıyordun kalbini onun yine.
Herkes yalanlıyorken hem onun mîrâcını,
Yine sen
tasdîk edip, aldın “Sıddîk” adını.
Öyle yakın idin ki Allahın Resûlü’ne,
Seni teşbîh
ederdi, kulağıyla gözüne.
Herkes, Resûlullaha ederken muhâlefet,
Sen, mübârek
kalbine verirdin yine kuvvet.
Bir arzûsu olsaydı, gelirdi önce sana.
Hep sen çâre
bulurdun, cümle sıkıntısına.
Dînin ağır yükünü, çekmekten biz âcizken,
Hepimizin
yerine, bu yükü taşıdın sen.
Bil ki, çok acı oldu vefâtın yeryüzünde.
"Şefâat"
bekliyoruz, senden mahşer gününde.
Resûl'ün vefâtından sonra, hiçbir sahâbî,
Görmedi böyle
acı, senin vefâtın gibi.
Kavuştuğun nîmetler, sana âfiyet olsun.
Rabbimiz,
bizi senin yolunda bulundursun.)
Bu sözleri
söylerken Allah Arslanı Alî,
Ağlayarak
dinledi, onu cümle sahâbî.
Konuşması bitince, hepsi tasdîk ettiler.
(Yâ Alî,
dediklerin, hepsi doğru)
dediler.
|