|
01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR
(Radıyallahü Anh)
MÜJDELER
OLSUN SANA
Peygamber
Efendimiz, bir sabah namâzını,
Sahâbeye
kıldırıp, yapınca duâsını,
Âdetleri
îcâbı, selâmdan sonra yine,
Döndürmüştü
yüzünü, sahâbe-i güzîne.
Nûr saçan cemâlini görünce, eshâbın hep,
Kalpleri,
sürûr ile doluyordu lebâleb.
O sabah, Resûlullah suâl etti eshâba:
(Kardeşim Ebû
Bekir, nerededir acabâ?)
Duyuldu
arkalardan cevâbı Ebû Bekr’in:
(Buyur yâ
Resûlallah, buradayım, emredin!)
Çağırdı
Resûlullah, onu huzûrlarına.
Ve (Az
önce nerdeydin?) diyerek sordu ona.
Dedi: (Yâ Resûlallah, ön safların birinde,
Yetişmiştim
namâza, iftitâh tekbîrinde.
Ve lâkin abdestimden, bir an şüphelenerek,
Tâzelemek
istedim, ilk rekât bitene dek.
Başladığınız anda Fâtiha okumaya,
Ben dışarı
yöneldim, tekrâr abdest almaya.
Tam çıkıyor idim ki, bir nidâ duydum o an.
Baktım, içi "su"
dolu, "kap" asılmış yukardan.
Dikkat ettim, beyaz bir "mendil" vardı üstünde,
Üstelik "benim
ismim" var idi üst yüzünde.
O kaptaki su ile, bir abdest aldım, fakat,
Dünyâ suyu
değildi, sanki bir "âb-ı hayât".
Rengi, "kar"dan ak idi, kokusu "misk"ten güzel.
Görmedim ben
ömrümde böyle su, daha evvel.
Velhâsıl abdestimi alır almaz o kaptan,
Bir de
baktım, bir anda, kap kayboldu ortadan.
İlk kıyâmda durmanız, uzadı sizin ise.
Koşarak, ilk
rekâtta yetiştim tekrâr size.)
Resûlullah
buyurdu: (Yâ Ebâ Bekr kardeşim!
Dinle ki, ben
de sana, bir "müjde" vereceğim.
Şöyle ki, okumamı bitirip ilk kıyâmda,
Rükû’a gitmek
için, eğileceğim anda,
İki dizim
tutuldu, eğilmedi hem belim,
Bir müddet
öyle kalıp, rükû’a gidemedim.
Sen abdestini alıp, bitirinceye kadar,
Bu, gayri
ihtiyârî, devâm etti bu karâr.
Vaktâ ki sen abdesti bitirip, girdin safa,
Bükebildim
belimi rükû’ için bu defâ.
O suyu, bir Cennetten, getirmişti
“Cebrâil”.
Tâ ki sen,
abdestini alasın hemen âcil.
“Mîkâil” örtmüş idi mendili üzerine.
Tâ ki vâkıf
olasın, kendi fazîletine.
Benim dizlerimi de, “İsrâfil” tuttu hattâ.
Tâ ki sen
yetişesin namâza ilk rekâtta.
Rabbimin ikrâmıydı, bunlar hep senin için.
Müjdeler
olsun sana, ey mübârek kardeşim!)
|