ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR (Radıyallahü Anh)

GÖZYAŞI CEVHER OLDU

 

Hazret-i "Ebû Bekr"e, biri gelip bir zaman,

Dedi: (Onbin akçeye, ihtiyâcım var şu an.)

 

Hazret-i Ebû Bekir, buyurdu ki: (Kardeşim!

Dağıttım servetimi, kalmadı hiçbir şeyim.)

 

Dedi: (Yok senden gayri gideceğim bir kişi.

Sen bir himmet edersen, hâlledersin bu işi.)

 

Fakîre şefkatinden, gitti bir yehûdîye.

Söyledi: (Onbin akçe, bana ödünç ver!) diye.

 

O dedi: (Üç gün için veririm bunu ancak.

Lâkin ödeyemezsen, o zaman ne olacak?)

 

Buyurdu: (Ödemezsem dediğim gün ve sâat,

Sana köle olurum, ya çalıştır, ya da sat.)

 

Aldı ondan parayı, verdi fakîr kimseye.

(Nasıl öderim?) diye, başladı düşünmeye.

 

Üç gün sonra, mecbûren dedi ki: (Ne yapayım.

Gidip o yehûdîye, bâri köle olayım.)

 

Çok ağladı Âişe, bunun üzüntüsünden.

Ve bir damla gözyaşı, yuvarlandı gözünden.

 

Hazret-i Âişe’nin, o gözyaşı "damla"sı,

Kudret-i ilâhîyle, oldu "Cevher" tânesi.

 

Bunu görüp, hemence seğirtti pederine.

O cevher tânesini, verip hemen eline,

 

Dedi ki: (Babacığım, bu cevheri götür sat.

O borcunu ödeyip, kendini eyle âzâd.)

 

O, çarşıya giderken, elinde "cevher" ile,

Emretti Hak teâlâ o anda Cebrâil’e.

 

Buyurdu ki: (Ey Cibrîl, gir Cennete tezinden.

"Onbin altın" alarak, kudret hazînesinden,

 

Nûrdan tabak içine koyup o altınları,

Yetiş Ebû Bekir’e, etmeden yolu yarı.

 

Elindeki "cevher"i, satın al bunlar ile.

Sıddîk’ım, bunun için yorulmasın nâfile.)

 

Girdi "İnsan" şekline Cibrîl aleyhisselâm,

Hazret-i Ebû Bekr’e, yetişip verdi selâm.

 

Dedi ki: (Satıyorsan, alırım o cevheri.

Takrîben “onbin altın”, eder bunun değeri.)

 

O da, (Olur) diyerek Cibrîl’in teklîfine,

Geldi o altınlarla, Yehûdînin evine.

 

Borcunu edâ edip, ferahladı be gâyet.

Yehûdî, altınları görünce etti hayret.

 

Zîrâ benzemiyordu, dünyâ altınlarına,

Baktı, yazı yazılmış ön ve arkalarına.

 

“İhlâs-ı şerîf” ile, “Kelime-i tevhîd”i,

Görünce, birden bire duygulandı yehûdî.

 

Dedi ki: (Yâ Ebâ Bekr, gerçeği gördüm şu an.

Ne yapmam gerekiyor olmak için müslümân?)

 

"Şehâdet"i getirip, îmân etti sonunda.

O "onbin altın"ı da, verdi Allah yolunda.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan