ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR (Radıyallahü Anh)

NİÇİN ÜZÜLÜYORSUN?

 

Hatîce vâlidemiz, Resûlle “Sözlü” iken,

Şöyle haber gönderdi kendisine gizliden:

 

(Etrâftan diyorlar ki, “Sen bu zenginliğinle,

Nasıl evleniyorsun, öyle fakîr biriyle?”

 

Bu dedikoduları, etmek için bertarâf,

“Çeyiz” diye, az bir şey gönder de, olmasın lâf.

 

Ben, o gelen şeyleri, çoğaltıp bendekiyle,

Herkese gösteririm, “Senden gelen mal” diye.)

 

Peygamber Efendimiz, alınca bu haberi,

Bu dedikodulardan, mahzûn oldu kalpleri.

 

Zîrâ göndermek için, Hazret-i Hatîce’ye,

Hiç de mâlik değildi, az bile bir akçeye.

 

“Kimden ödünç alayım?” diye düşünür iken,

Hazret-i "Ebû Bekir" aklına geldi birden.

 

Ve onun dükkânına yürüdü bir an önce.

Kapıda karşıladı, o, "Resûl"ü görünce.

 

Ve şöyle arz etti ki: (Bir şey mi üzdü sizi?

Düşünceli görürüm zîrâ hazretinizi.)

 

Buyurdu: (Yâ Ebâ Bekr, bugün ben Hatîce’ye,

Göndermem gerekiyor birşeyler çeyiz diye.)

 

O dedi: (Bu iş kolay, niçin üzülüyorsun?

Benim ne malım varsa, yoluna fedâ olsun.

 

Az önce haber aldım, bir "kervan"ım gelecek,

Şam’a göndermiş idim, şimdi şehre girecek.

 

Tam "yetmiş deve" olup, yüklüdür çok mal ile.

O kervan sizin olsun, hem bütün mallariyle.

 

Kervanı, Hatîce’ye gönder çeyiz olarak.

Yeter ki kalbinize, toz konmasın en ufak.)

 

O esnâda, kervan da göründü uzaklardan.

Dedi: (Bakın göründü, geliyor işte kervan.)

 

Durdurdu daha sonra, o gelen kervanını.

Ve "ipek kumaşlar"la, donattı her yanını.

 

Hem görmeleri için, bunu cümle halkın da,

Dolaştırdı kervanı, Mekke sokaklarında.

 

Mekke halkı görünce, yetmiş yüklü deveyi,

Dediler: (Hiç görmedik, böyle çok hediyeyi.)

 

Nihâyet geldi kervan Hatîce’nin evine.

Onu kıskananların, ateş düştü kalbine.

 

Böylece, sâyesinde Hazret-i "Ebû Bekr"in,

Râhatladı kalpleri, Hazret-i Peygamberin.

 

Hazret-i Ömer dahî, ediyor ki rivâyet:

Hazret-i "Ebû Bekr"i, bir gün ettim ziyâret.

 

Tutmuş ovalıyordu, bir eliyle "dil"ini,

Suâl ettim kendinden bu işin hikmetini.

 

Dilini göstererek, dedi ki: (Ey kardeşim!

Beni, çok zararlara uğrattı işbu dilim.)

 

Hazret-i Ebû Bekir, bilhassa bundan sebep,

Bir “Taş” bulundururdu dilinin altında hep.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan