|
01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR
(Radıyallahü Anh)
ŞECÂAT SÂHİBİYDİ
Hazret-i Ömer
der ki: (Bir ömür müddetince,
Ne kadar
sevâb ecir kazandıysam bir nice,
“Sıddîk”ın,
bir sâatlik ibâdetiyle, hemen,
Değişirim
hepsini, hiç tereddüt etmeden.
Çünkü Resûl-i ekrem, âhırete göçünce,
Arab
kabîleleri, mürted oldu hemence.
Varıp Ebû Bekir'e, durumu eyledim arz.
Dedim: "Bu
mürtedlere, mühlet tanısak biraz".)
Benim bu
teklîfimi, o, kabûl etmeyerek,
Şöylece cevap
verdi, hem de celâllenerek:
(Yâ Ömer,
hamd olsun ki âlemlerin Rabbine,
Bu "din",
tamâmlanmış ve ermiştir kemâline.
Allahü teâlâ da, bunu haber vermiştir,
“Size,
nîmetlerimi tamâmladım” demiştir.
Şimdi, gayret lâzımdır dînin selâmetine,
Göz yummak
doğru olmaz, kuvvet kaybetmesine.
Ben bunu te'mîn için, ederim sa'y-ü gayret.
Vermem o
mürtedlere, ne fırsat, ne de mühlet.
Onlarla "cihâd" için, geçirmem bir gün bile.
Kılıçtan
başka şeyle konuşmam onlar ile.)
Hâlbuki o,
"halîm ve yumuşak"tı mîzâcen.
Şefkat ve
merhametli bir kişiydi esâsen.
Lâkin münâfıklara, "şiddetli" idi gâyet.
Çekti hemen
kılıcı, etmedi hiç merhamet.
O azgın mürtedler ki, karşı geldi Allaha.
Onlara "sert"
davranıp, etmedi müsâmaha.
Hem konuşmaya bile, hiç lüzûm görmeksizin,
Sıyırdı
kılıcını, vakit geçirmeksizin.
Yine o gün toplayıp, eshâbın her birini,
Bir hutbe
okuyarak, verdi “Cihâd” emrini.
Hattâ Hazret-i Ömer, o kadar şiddetiyle,
Onun
şecâatine, hayret etti o bile.
Yine Hazret-i Sıddîk, vaktâ ki etti îmân,
Resûl-i
müctebâ'ya arz etti hemen o an.
Dedi: (Yâ Resûlallah, arkadaşlarım da
var.
Getireyim,
onlar da îmâna kavuşsunlar.)
Peygamber
Efendimiz, (İyi olur) deyince,
Onların
yanlarına, koşup gitti hemence.
Osmân, Talha ve Zübeyr, Sa'd bin ebî Vakkâs.
Abdurrahman
bin Avf'la, eyledi o gün temas.
Onlar suâl etti ki Hazret-i Ebû Bekr'e:
(Sen îmân
eyledin mi bu gelen Peygambere?)
Dedi ki:
(Ben inandım, îmân edin siz dahî.
O, Allah
tarafından Peygamberdir Vallahi.)
Dediler ki:
(Mâdem sen, îmân ettin şüphesiz.
Öyle ise biz
dahî, ona îmân ederiz.)
O beş
arkadaşını, götürdü o Resûl'e.
Hepsi îmân
ettiler, onun vesîlesiyle.
|