|
01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR
(Radıyallahü Anh)
SİZE ZARAR GELMEZ
"Peygamber
Efendimiz", vefât ettiği zaman,
Münâfıklar
azdılar, bozuldu Arabistân.
Yalnız Medîne ile Mekke hâriç olarak,
Etrâf
kabîlelerde, "mürted" oldu çoğu halk.
Hattâ aralarında, anlaşıp onlar yine,
İtâat
etmediler, kendi vâlilerine.
Mürted kadınlar dahî, vefâtıyla Resûl'ün,
Şenliğe
başladılar, tef çalarak gece gün.
Böyle "kötü haber"ler gelince sahâbeye,
Üzülüp,
başladılar bunu müşâvereye.
Huzûruna gelerek, Hazret-i Ebû Bekr'in,
Dediler ki:
(Dersini verelim mürtedlerin!)
Hazret-i Ebû
Bekir, minbere çıktı hemen.
Şöyle nidâ
eyledi sahâbeye hitâben:
(Duydum ki
münâfıklar, başlamış fitnelere.
Âsi
oluyorlarmış, müslümân vâlîlere.
İşi gevşek tutarsak, daha da şımarırlar.
Biz ses
çıkarmadıkça, hadlerini aşarlar.
Ben şöyle diyorum ki, bir an fırsat vermeden,
O münâfıklar
ile, harb edelim biz hemen.
Bugünden tezi yoktur, izni ile Allahın,
Hakkından
geleceğiz, biz o münâfıkların.)
Rivâyet
edilir ki Câbir bin Abdullah'tan:
(Minberin
dibindeydik birkaçımız eshâbtan.
Hutbenin te'sîriyle, güçlendik biz o vakit,
Toplandı
cihâd için, hemen “Onbin” mücâhit.
Kumandân tâyin edip, “Hâlid bin Velîd”i de,
Mürtedler
üzerine gönderdi aynı günde.
Bir kabîle üstüne gidip hemen hiddetle,
Verdiler
derslerini onların çok şiddetle.
Yine o kadınlar ki, Resûl vefât edince,
Mürted olup,
şenlikler yaparlardı bir nice.
Hattâ sevinçlerinden, azgınlaşıp büsbütün,
Tef çalıp,
orda burda oynarlardı bütün gün.
O kadınları dahî bularak gidip hemen,
Verildi
cezâları tehlike büyümeden.
Diğerleri, bunları hemen haber alarak,
Acele
Halîfeye geldiler ağlayarak.
(Biz ettik, sen eyleme!) deyip onlar bu kere,
Gelip boyun
büktüler, Hazret-i Ebû Bekr'e.
Özür ve aflarını dileyerek bihakkın,
Dediler ki:
(Hâlid'i gönderme bize sakın.
Bize bildir, yapalım her dilek ve emrini.
Gönderme bize
yalnız "Hâlid" nâm emîrini.)
Ağlayıp
sızlayarak, edince böyle talep,
Hazret-i
Sıddîk dahî, affetti onları hep.
Buyurdu ki: (Öyleyse, dönünüz
yerinize!
Hâlid
kumandânımdan, bir zarar gelmez size.)
|