ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR (Radıyallahü Anh)

DOSTU DOSTA KAVUŞTURUN!

 

Hazret-i Âişe'den edilir ki rivâyet:

Babam, dâr-ı bekâya göç eyledi nihâyet.

 

Tereddüt eyledi ki, sahâbenin her biri:

“Nereye defnedelim acabâ Ebû Bekr'i?”

 

Ben de, bu ızdırâbla, uyudum o arada.

Kulağıma, gâibden geldi şöyle bir nidâ:

 

(Dostu, dostun yanına, ulaştırın!) diyordu.

Bu ses, cümle eshâba, mânevî rehber oldu.

 

Uyanınca, eshâba anlattım bu rüyâyı.

Dediler: (Biz de duyduk, gece aynı nidâyı.)

 

Artık lüzûm kalmadı istişâre etmeye.

Defnedildi Resûl'ün bulunduğu hücreye.

 

Ayrıca kendisi de, vefât etmeden önce,

Vasıyyet eylemişti, sahâbeye şöylece:

 

(Eğer vefât edersem, cenâzemi alınız.

Hücre-i seâdetin, eşiğine varınız.

 

Kapısını çalarak, içeri defnim için,

Resûl-i kibriyâdan isteyin ruhsat, izin.

 

Eğer açılır ise kapı kendiliğinden,

Cenâzemi, hücreye defnedin siz de hemen.)

 

Hazret-i Ebû Bekir, vaktâ ki etti vefât,

Cenâze hizmetleri, icrâ oldu o sâat.

 

Vasıyyet mûcibince, cenâzeyi aldılar.

Hücre-i seâdetin, tam önüne vardılar.

 

Kapısını çalarak, dediler: (Ebû Bekir,

İçeri defni için, izin istemektedir.)

 

Bu arzı müteâkip, bütün eshâb-ı kirâm,

“Ne cevap gelir?” diye, beklerken merakla tam,

 

Kapı derhâl açılıp, ardından geldi bir ses.

Orada olanlardan, işitti bunu herkes.

 

Diyordu: (Cenâzeyi, içeri getiriniz.

Hazret-i Peygamberin, yanına defnediniz.)

 

Girip defneylediler içeri cenâzeyi.

Sahâbenin cümlesi, gördü bu hâdiseyi.

 

Yine "Sıddîk-ı ekber", ölüm hastalığında,

Âişe vâlidemiz bulunurdu yanında.

 

O, hasta yatağında, erişmeden henüz mevt,

Hazret-i Sıddîka'ya, eyledi bir vasıyyet.

 

Buyurdu ki: (Ey kızım, ben vefât ediyorum.

Lâkin çocuklarımı, sana bırakıyorum.)

 

Bir miktâr sükût edip, dedi ki daha sonra:

(İki kız, iki oğlan, göz kulak ol onlara!)

 

Lâkin o, hayret edip, arz etti ki bâhusûs:

(Kız kardeşim bir idi, siz iki buyurdunuz.)

 

Dedi ki: (Hâmiledir hanımım şu an benim.

Doğumu pek yakındır, "kız" olur zannederim.)

 

Bu vasıyyeti yapıp, vefât eyledi hemen.

Doğum oldu, baktılar, “Kız” oldu hakîkaten.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan