|
01 - HAZRET-İ EBÛ BEKR
(Radıyallahü Anh)
BİR ANLIK İBÂDET
Allahın
Sevgilisi, mescitte bir gün yine,
Nasîhat
ediyordu sahâbe-i güzîne.
Geldi
Cibrîl-i emîn az sonra gökyüzünden.
Bir haber getirmişti, Resûl'e Rabbimizden.
Dedi:
(Yâ Resûlallah, bir haberim var size.
Arz etmek istiyorum, onu hazretinize.
Bir ibâdet
yaptı ki, bu sabah Ebû Bekir,
Bu da, tam yetmiş yıllık ibâdete bedeldir.)
Hiç birşey
buyurmadı, o zaman Cebrâil'e.
(Sıddîk'ı çağır!) diye, emreyledi Bilâl'e.
Hazret-i Ebû
Bekir, giyinip çıktı evden.
Geldi Resûlullahın huzûruna âcilen.
O Server,
kendisine sordu ki geldiğinde:
(Yâ Ebâ Bekr, bu sabah ne yapıyordun
evde?)
Dedi: (Yâ
Resûlallah, hiçbir şey yapmıyordum.
Sabah, namâzdan sonra, evde oturuyordum.)
O zaman
Resûlullah, şöyle suâl etti ki:
(Bir hayır hasenât da, yapmadın mı hiç
peki?)
Hazret-i Ebû
Bekir, arz etti ki cevâben:
(Hayır yâ Resûlallah, yapmadım hakîkaten.)
Allahın
Sevgilisi, sordu ona bu sefer:
(Peki, bugün kalbinden geçirdin mi bir
şeyler?)
Hazret-i Ebû
Bekir, dedi: (Yâ Resûlallah!
Evet, geçti kalbimden bâzı şeyler bu sabah.)
Resûlullah bu
defâ, sordu: (Yâ Ebâ Bekir!
Kalbinden geçirdiğin o şeyler peki nedir?)
Dedi: (Yâ
Resûlallah, bu sabah kıldım namâz.
Sonra, kendi kendime düşündüm şöyle biraz:
"Yarattı
Hak teâlâ, Cehennemi, Cenneti.
Ve her ikisini de, doldurmak murâd etti.
Mâdem ki
Cehennemin içi tam dolacaktır.
Demek ki, pek çok insan ateşte yanacaktır."
Sonra, kendi
kendime, şöyle düşündüm ki hem:
"Fevkalâde büyük ve çok geniştir
Cehennem.
Onun dolması
için, pek çok insan gerektir.
Bu da, çok kimselerin yanmaları demektir.”
Sonra da,
"Cehennemin şiddeti"ni düşündüm.
Yanacak insanların hâline çok üzüldüm.
Kimsenin
yanmasını istemiyordum zîrâ,
Şöyle bir temennîde bulundum hem o sıra:
“Öyle büyük
olsa ki vücûdum o gün benim,
Doldursa Cehennemi yalnız benim bedenim.
Sırf benim
vücûdumla dolsa yâni Cehennem.
Ve ateşte yanmaktan kurtulsa cümle âlem.”
Böyle bir
temennîde bulunmuştum bu sabah.
İnşallah bu temennîm olur yâ Resûlallah.)
Peygamber
Efendimiz, bu cevâbı dinledi.
Ellerini açarak, ona duâ eyledi.
|