|
32 - ESHÂB-I KEHF
HÂLEN DE
UYUYORLAR
Yemlîhâ'dan
duyunca, İsmini "Dokyânus"un,
Dediler:
(Hikâye mi, bize anlatıyorsun?
Üçyüz
seneden fazla oluyor o öleli.
Ve yalan
söylediğin, iyice oldu belli.)
"Yemlîhâ",
kaldığından çâresizlik içinde,
Başlarından
geçeni, dedi netîcesinde.
Dedi:
(Dün burdan çıkıp, girdik bir mağaraya.
Bu gün de,
ekmek için, inip geldim buraya.
Ben size
hakîkati, doğruyu söylüyorum.
Bildiğim bu
kadardır, başka şey bilmiyorum.)
Hâdise,
hükûmete aksetti en nihâyet.
Hükümdâr,
"Teodüs" nâm bir sâlih zâttı gâyet.
Ve lâkin
kâfir idi o devrin insanları.
Dirilmeyi,
bir türlü almazdı akılları.
Çok üzülüp,
sonunda, Rabbine duâ etti:
(Yâ Râb,
inkâr ediyor bu kavim âhireti.
Sen bir
hârikulâde göster bu kimselere.
İnansınlar
öldükten sonra da dirilmeye.)
İşte tam o
sırada, "Yemlîhâ" ve polisler,
Hükümdâr
Teodüs'ün huzûruna girdiler.
Dediler:
(Hükümdârım, bu kişi, fevkalâde,
Şeylerden
bahsediyor, emrinize âmâde.)
"Yemlîhâ"
anlatınca başından geçenleri,
Mağaraya
giderek, gördüler o gençleri.
Ayrı ayrı
sarılıp her birinin boynuna,
Sevindi,
duâsının kabûl olunduğuna.
Zîrâ devlet
erkânı ve bütün yakınları,
Bu
hârikulâdeyi gördüler ayrı ayrı.
Din ve
îmânlarını korumak gâyesiyle,
Hicret eden
gençlerin, kudret-i ilâhîyle,
"Üçyüz sene"
uyuyup ve uyandıklarını,
Görünce,
anladılar âhiret hayâtını.
Hükümdâr,
mağaradan ayrılacağı vakit,
Kapısının
önünde, inşâ etti bir mescit.
Lâkin zaman
geçip de, görünce mescit hasar,
Osmânlı
sultânları, yaptılar onu tekrâr.
Vedâ edip
gidince oradan yerlerine,
"Eshâb-ı
Kehf", uykuya daldılar tekrâr yine.
Resûlullah
devrinde, hazret-i Ebû Bekir,
Hazret-i Alî
ile, oraya gitmişlerdir.
İkinci kez
uyanıp, onlarla görüştüler.
(Biz de,
Resûlullaha îmân ettik)
dediler.
Onlar da vedâ
edip, ayrılırken oradan,
Duâ talep
ettiler, hepsi Resûlullahtan.
"Hazret-i
Mehdî"nin
de, zamanında bu gençler,
Uyanıp,
kendisine çok hizmet edecekler.
Onun askeri
olup, gece gündüz yanında,
Hizmet
edeceklerdir küffârla savaşında.
Âlimler
buyurur ki, (Bu yedi bahtiyârlar,
Hak teâlâ
katında, çok kıymet kazandılar.
Nerede
bulunursa, bunların isimleri,
Hıfz eder Hak
teâlâ, her belâdan onları.
Bu isimler,
tarlanın, dört köşesine şâyet,
Gömülürse,
mahsûlde olur bolluk, bereket.)
|